Dönemlere Göre Türk Hikayeciliği

Türk edebiyatında çoğu zaman hikaye ve roman birbirinden ayrılmaz; çünkü Cumhuriyet dönemi ve öncesinde de yazarlarımız hem hikaye hem roman türünde eserler yazmıştır. Batılı anlamda hikaye, edebiyatımıza Tanzimat ile girmiştir. Samipaşazade Sezai’nin yazmış olduğu “Küçük Şeyler” adlı kitabında yer verdiği hikayeler, edebiyatımızda ilk modern hikayeler olarak kabul edilir. Roman türünde olduğu gibi klasik veya modern ilk hikayelerimiz İstanbul doğumlu, seçkin ve varlıklı ailelerden gelen iyi eğitim almış sanatçıların tekelindedir. Bu sanatçılar Batıyı yakından görmüş, Türk halkının aydınlanması, modernleşmesi için uğraşmış, sanatı bu amaçları doğrultusunda icra ederken de hayatın gerçekliğine bulundukları zümrenin bakış açısı ile yaklaşmışlardır. Cumhuriyet döneminde eğitimin ve modernleşmenin tüm Anadolu’ya yayılması Anadolu’nun her coğrafyasında sanatçıların yetişmesini sağlamıştır. Bu sanatçılar farklı dönemlerde yetişmiş ve sanatçıların sanata bakış açıları, eserlerinde işledikleri konular ile anlatış biçimleri birbirinden farklı olmuştur. Cumhuriyet dönemi hikayeciliğini kısaca;

-  Milli ve  Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikayeler

-  Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikayeler

-  Toplumcu Gerçekçi Hikaye

-  Modernist Hikaye

-  Minimal (Küçürek) Hikaye

başlıklarında toplayabiliriz.

Not: Özellikle 1960 sonrasında dünyada meydana gelen gelişmeler, farklı sanat anlayışları, teknikler ve tamalar hikayeciliğimizde büyük değişimlere neden olmuştur.

a-  1923 – 1940 Türk Hikayeciliği

Cumhuriyet ile birlikte okullaşmanın tüm Anadolu’ya yayılması Anadolu’nun farklı coğrafyalarında sanatçıların yetişmesini sağlamıştır. Ayrıca geleneği yürüten sanatçıların da Anadolu’yu yakından tanımaya başlaması ile sanatta toplumcu anlayış yaygınlaşmıştır. 1923 - 1940 yılları arasını kapsayan bu dönemde sanatçılar Atatürk ilke ve devrimlerinin yayılması, halka benimsetilmesi için  uğraşmışlardır. Sanatçıların hükümet tarafından desteklenmesi ve eğitim faaliyetlerinin, modernleşmenin yaygınlaşması için görev almaya teşvik edilmesi, Cumhuriyetin varlığını pekiştirse de sanatçıların özgürlüklerini kısıtlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ( 1923-1928)  Tanzimat, Servetifünun, Milli Edebiyat döneminin sanatçıları eser vermeye devam etmiştir.(Reşat Nuri, F. Celalettin, Aka Gündüz…)  Cumhuriyet döneminin gelenek dışı ilk sanatçıları 1929 tarihinden sonra varlık göstermeye başlamıştır. Bu sanatçılar daha çok gözlemci gerçekliğe dayalı hikâyeler yazmıştır. Bazı sanatçılar toplumsal konuları ve Cumhuriyet devrimlerini anlatırken bazıları bireyin iç dünyasını ele almıştır. Bu dönemde eser veren hikayeciler: Fahri Celalettin Göktulga, Ercüment Ekrem Talu, Reşat Nuri Güntekin,  Sadri Ertem, Memduh Şevket Esendal, Nahit Sırrı Örik, Sabahattin Ali, Sait Faik Abasıyanık

b- 1940 - 1960 Türk Hikayeciliği

Bu dönemde sanatçılar Batıda olduğu gibi sanatı ikinci bir iş olarak değil başlı başına bir faaliyet bir geçim kaynağı olarak görmeye başlamıştır. Önceki dönemlerde toplumsal gerçeklikten kopuk, bir şehirli gözü ile yazılan hikayelerin yerini doğrudan köyü ve köylüyü anlatan ve olaylara onların gözünden bakan hikayeler almıştır. Zira, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt gibi Köy Enstitüleri’nde yetişen yazarlar hikayelerinde anlattıkları insanı birebir gözlemleme fırsatı bulmuş yazarlardır. 1940 - 1960 arasında bu anlayışın yanı sıra bireyci modernist hikayeler de yazılmıştır. Bu dönemde hikayelerde işlenen temalar ise kadın-erkek sorunu, cehalet, modernleşme, bağnazlık gibi toplumcu temalardır. Bu dönemde eser veren hikayeciler: Samim Kocagöz, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Haldun Taner, Oktay Akbal, Nezihe Meriç, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt

c- 1960 - 1980 Türk Hikayeciliği

Türk hikayeciliğin evrildiği dönemlerden biri de 1960 – 1980 arası dönemdir. II. Dünya Savaşından sonra Batı’da yerleşik değerlerin sorgulanıp değiştirilmeye başlamasının etkileri Türk edebiyatında da görülür.  Bu dönemde edebi dergilerin  gelişmesi ve yaygınlaşması tüm türlerde olduğu gibi hikayeceliğimizin  de gelişmesini sağlar. Yaşanan siyasi ve toplumsal olaylar yazarların iç dünyalarına yönelmelerine neden olur.

Bu dönemde eser veren sanatçılar: Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt, Samim Kocagöz, Talip Apaydın, Kemal Bilbaşar, Nezihe Meriç, Ferit Edgü, Yusuf Atılgan, Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Halikarnas Balıkçısı, Haldun Taner, Muzaffer Buyrukçu, Ziya Osman Saba, Sabahattin Kudret Aksal, İlhan Tarus

d- 1980 Sonrası Türk Hikayeciliği

Modernizm ve bireyselcilik yaygınlaşmıştır. Yaşanan siyasi toplumsal olaylar sanatçıları bireysel konuları işlemeye sevk etmiştir.

Bu dönemde eser veren sanatçılar: Murathan Mungan, Cemil Kavukçu, Ayfer Tunç, Murat Gülsoy, Murat Yalçın, Özcan Karabulut, Nazan Bekiroğlu, Müge İplikçi, Nazlı Eray, Hüseyin Su