Cumhuriyet Dönemi Hikayeleri

Cumhuriyet Dönemi Hikaye Türleri

a- Milli ve Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikayeler

Özellikleri:

-  Hikayelerin kahramanları genellikle birçok yazarın yakından tanıyıp gözlemlediği Anadolu insanıdır.

-  Toplumcu gerçekçiliğe uygun olarak Maupassant tarzı hikaye benimsenmiştir.

-  Yine toplumcu anlayış nedeni ile realist(gerçekçi) bir anlayış benimsenmiş ve hikayelerde gözleme önem verilmiştir.

-  Olaylar ve kişiler ayrıntısı ile betimlenmiş özellikle olayların anlatımında gerçekçiliğe bağlı kalınmıştır.

-  Halka dönük bir edebi anlayışta oldukları için eserlerinde sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

-  Temalar: aydın- köylü, batılılaşma, ilke ve devrimler, milli mücadele, vatanperverlik, hurafeler, dini sömürü.

Örnek:Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Bir Şehit Mezadı” adlı hikayesinde alınan aşağıdaki bölümde yazarın milli mücadelede şehit düşen bir neferin geçim sıkıntısı nedeniyle satılan eşyaları ve insanların bu olaya duyarsızlığı anlatılmaktadır:

… “Ah, bu ne hazin bir meşgale idi! Sanki ölen genç, açılan sandığın içinden parça parça önümüze çıkıyor ve her parçası bize gamlı sergüzeştinin hikâyesini naklediyor gibiydi. İskemlenin üzerindeki adam ikide bir elinde bir şey sallayarak bağırıyordu.

Kalpak, iki yüze, iki yüz ona, iki yüz elliye, kalpak…

İçimizden biri soruyordu: “Kurşun deliği var mı? …”

b- Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikayeler

Özellikleri

-  Olayların anlatımında bireysel bakış açısı kullanılmıştır.

-  Kahramanların iç dünyaları ön plana çıkarılmıştır. Kahramanlar hayatlarında çıkmaz içindedir ve zor kararlar vermek durumunda bırakılırlar. Çevrelerinde gelişen tüm olaylar kendi yalnızlıkları ile şekillendirilir.

-  Hikayelerde kahraman sayısı çok azdır. Ana kahramanın psikolojik durumu ayrıntısı ile betimlenir. Ruh çözümlemelerine yer verilir.

-  Eserlerde sanat sanat içindir anlayışı benimsenir.

-  Bilinç akışı, monolog gibi anlatım tekniklerinin kullanıldığı görülür.

-  Sanatlı bir dil kullanılır.

Örnek:Ziya Osman Saba’nın “Mutlu İnsanlar Fotoğrafhanesi” adlı hikayesinde alınan aşağıdaki metinde kahramanın mutlu bir fotoğraf çektirmek istemesi; fakat mutlu görünmeyi başaramaması anlatılmaktadır.

“…Lütfen, zorla gülümsemeyin!

Evet, zorla tebessüm ne kadar çirkindir! Zaten benim zorla gülümsemeye ihtiyacım yok. Şu adesenin arkasından bütün bir ebediyet bana bakıyor demektir, ben de bütün o ebediyete, bana hayran kalacak bütün o müstakbel nesillere büyük bir şair gibi biraz mağrur, biraz yüksekten, sadece tebessüm edebilirim…”

c- Toplumcu Gerçekçi Hikaye

Özellikleri

Toplumun gerçekçi yazarlar; modernlik, bilim, batılılaşma, eğitim gibi temel kavramların karşısına alan cehalet, hurafe, gelenekçilik, bağnazlık gibi kavramları eserlerinde ele alır ve okura bu kavramlarla ilgili olumsuz örnekleri göstererek doğruyu öğretmeyi amaçlar.

-Sanatçı eseri toplumu aydınlatmak için bir araç olarak görür.

-Realist bir anlayış benimsenir. Gözlem son derece önemlidir.

-Dil halkın anlayacağı sadeliktedir. Kişiler ait oldukları zümreye ve yöreye göre konuşturulur.

-Sınıfsal farklar vurgulanır ve eleştirilir.

-Hikayelerde köylü – şehirli, zengin – fakir, güçlü – zayıf gibi çatışmalar ile töre, geçim sıkıntısı, cehalet, ağalık gibi temalar işlenir.

Not: Yazarlardan bazıları yaşadıkları dönemin Anadolu gerçeğini yakından tanıyan Köy Enstitisü mezunu kişilerdir.

Örnek:Sabahattin Ali’nin “Baytiyar Köpek” adlı hikayesinden alınan aşağıdaki bölümde yazarın zengin - fakir çatışmasını işlediğini görmekteyiz. Bu metin parçasında aradaki fark çarpıcı bir şekilde örneklenmektedir.

“…Oturduğum semtin sokakları geniş ve asfalt. Her biri bir fakir çocuğun liseyi bitirinceye kadar okumasına yetecek masraflarla yetiştirilen bodur çamlar, caddeye gölge vermese bile güzellik veriyor. Sabahları yaya kaldırımında şık giyinmiş genç anneler renk renk çocuk arabalarında al yanaklı, gürbüz, iyi beslenmekten yüzlerine bön bir rahatlık ifadesi gelmiş çocukları gezdirirler…”

d- Modernist Hikaye

Modernist anlayışta insan (Kahramanlar) çok yönlüdür. Birçok gerçekliğin peşinde koşar. Her insanın kendine özgü değerli bir dünyası vardır. Bu dünyada kuşkular, bunalım, içinde bulunduğu toplumdan uzaklaşma, yalnızlık; bazen heyecan, sevinç ve korku bir aradadır.

-Hikayelerde helazonik (iç içe) zaman dilimi kullanılır. Kahramanların başından geçen olaylar kısa bir zaman diliminde geniş bir zamanı kapsayacak şekilde sunulur. Aynı zaman diliminde gerçekleşen olaylar bir arada sunulur.

-  Hikayelerde bilinç akışı, ironi, parodi gibi modern tekniklere başvurulur.

-  Kaotik bir dünyada yıkılmış insan teması romanların olduğu gibi hikayelerin de değişmez konusudur.

Örnek:Yusuf Atılgan /  Saatlerin Tıkırtısı adlı hikayeden alınan metin parçasında iç konuşma tekniğinden yararlanıldığı, zamanın geçmezliği teminin işlendiği görülmektedir.

“…Ben saatçiye soru sormak gereğini de duymuyorum. Yalan söyleyeceğini biliyorum. “İşler nasıl ustam?” desem gözlüklerinin üstünden kuşkuyla bakar bana. “Kim bu herif? Neden soruşturup duruyor? Vergimi arttırmak için mi gönderdiler bunu?” diye düşünür. “Kötü, kötü” der. Ne soracağım ona? Evli olduğunu, çocuğu olmadığını, çocuk istemediğini de biliyorum. Bütün uyanık düş görenler gibi o da az bencildir. Dükkânın içini göreceğim de ne olacak? Duvarlarda durmadan işleyen saatler asılı olduğunu bilmek bana yeter. Adını da bilmek istemiyorum. Soyadıyla dükkanı arasındaki zıtlık içimi burkuyor. İzmir fuarındaki sırtlanı düşünüyorum. Kafesinin beton tabanı çepeçevre aşınmış; gezinmekten. Aşınan yer kafesin en uzun yolu. Adını öğrenmekten korkuyorum. Tabelacının önündeki levhada. “A. Yayladan” yazılı. “Ali ya da Ahmet'tir” diyorum içimden. Birisine sorsam? Sormam. Abdülkerim deyiverir de üzülürüm…”

e- Minimal (Küçürek) Hikaye

Modern hikayenin bir türü olan küçürek hikayeler bir şiir türü olan bercesteler gibidir. Bu hikayelerde yazar kısa bir metin ile okurun ilgisini çekmeyi, metinden yola çıkarak kendi duygu dünyasına dönüp uzun uzun düşünmesini hedeflemektedir.

minimal hakayeÖrnek:  Eduardo Galeano / Duvarlar Konuşuyor

Bogotá Kitap Fuarı’nın çocuk bölümünde: Helikopter hem çok hızlı hem de çok yavaştır.

Montevideo Bulvarı’nda, ırmak ağzında: Kanatlı insanlar geceyi seçer.

Küba’nın Santiagosu’ndan ayrılırken: Duvarları nasıl da dolduruyorum seni anımsayarak.

Ve de Valparaiso’nun yükseklerinde: Bizi seviyorum.

Örnek:  Ferit Edgü / Yolcu

“Yolcu:

— Gidiyorum. Bu kez gerçekten gidiyorum.

— Cehennemin dibine değin yolun var.

— Ama ben o yolu bilmiyorum.

— Bilmen gerekmiyor. Yolun sonu zaten orası.”