1960'tan sonra ülkemizin siyasal ortamında yeni bir değişiklik ortaya çıkar. 27 Mayıs devrimi yeni düşünsel esintilerin doğmasına yol açar. Ülke ve yurt sorunları yeniden gündeme gelir. Bu durum doğal olarak şairlerimizi de etkilemiş, onların duyarlıklarında, bakış açılarında değişiklikler yaratmıştır. Şiirde yeniden bir dönüşüm başlamıştır. Soyuttan somutta, anlamsızlıktan anlamlıya, sözcük oyunlarından yaşanılan gerçekleri yansıtmaya yeniden bir dönüştür bu. Şiirimizin sesini gürleştiren bir atılımdır bu.

İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir (1960 – 1980)

Bu anlayış ile yazılan şiirlerimizin ortak özelliklerini şu başlıklarda toplamamız mümkündür:

Toplumcu Şiirin Özellikleri:

1- Türk şiirinde toplumsal şiirin öncüsü Nazım Hikmet’tir. Onun şiir anlayışı kendisinden sonra birçok şaire örnek olmuştur. Toplumcu eğilim Nazım Hikmet ile hız kazanmıştır.

2- Özellikle 1960 Anayasası’nın yarattığı özgürlük ortamı şiirde daha gür seslerin çıkmasını sağlamıştır. Sanatçılar arasında örgütlenme ve dayanışma artmıştır

3- Ülke meseleleri şiire konu edilmeye başlamıştır.

4- İkinci Yeni yaklaşımı son bulmuştur ve soyut anlamdan somut gerçekliğe geçiş yaşanmıştır.

5- İkinci Yeni şairlerinden bir kısmı toplumcu anlayışa yönelir.

6- 1960 sonrası toplumcu şiirin öncü isimleri: İsmet Özel, Süreyya Berfe, Nihat Behram, Refik Durbaş, Ataol Behramoğlu’dur.

7-  Şairler; Militan, Halkın Dostları gibi özgürlükçü, toplumcu dergiler etrafında toplanmıştır.

8- Şairler toplumun sözcülüğüne soyunmuştur.

9- İçerik güzelliği biçim kaygısının önüne geçmiştir. Şairler, Mevcut düzenin eleştirisi, yeni ideolojiler, Marksist söylem gibi konulara yönelmiştir.

10- Şehirleşme, makineleşme, işçi-patron ilişkisi, köyün kalkınması, kadının toplumdaki yeri, iş ve emek gibi konularda şiirler yazılmıştır.

11- Şairler arasında “Slogan Üslubu” denilen bir üslup gelişmiştir. Bu üslupta şair direnme, sorgulama, özgürlük, inanç, kardeşlik gibi kavram ve duyguları gür bir sesle dile getirir. İstek ve beklentilerini çarpıcı betimlemeler aktarır.

12- Söyleyişte halk dilini kullanmak esastır.

1960 Sonrası Toplumcu Şairler Kimlerdir?

ismet ozel m1- İsmet Özel (1944 – …)

İsmet Özelin şiiri de değişik evrelerden geçerek kendi sesini ve içeriğini bulan bir yapıya kavuşmuştur. İkinci Yeni izleri taşıyan şiirlerinin ardından toplumcu şiirin başarılı örneklerini vermiştir. Ataol Behramoğlu ile Halkın Dostları dergisini çıkarmışlardır. 1970’li yıllarda İslami, mistik bir dünya görüşüne yönelmiştir.

Şiir Kitapları: Geceleyin Bir Koşu, Bir Yusuf Masalı, Celladıma Gülümserken, Erbain, Evet İsyan…

2- Süreyya Berfe (1943 – …)

İlk şiirleri İkinci Yeni havasındadır.

İlk şiir kitabı Gün Ola toplumcu, halkçı şiire yönelişini gösterir.

Şiirde içeriği önemsemiştir.

Yalın bir dil, başarılı bir şiirsel söylemle kaleme aldığı eserlerinde Nazım Hikmet’ten izler vardır.

Şiir Kitapları: Savrulan, Hayat ile Şiir, Ufkun Dışında, Nâbiga, Kalfa, Çıkrık, Foklar Söyledi Ben Yazdım…

3- Refik Durbaş (1944 – …)

Biçim kaygısından tümüyle uzaklaşmamış, şiirlerini ince bir duyarlılıkla yazmıştır.

O da çoğu çağdaşı gibi İkinci Yeni’den esinlenmiş, sonra toplumcu sanata yönelmiştir.

Güç koşullar altında çalışanların, kenar mahalle insanlarının, köyden göçenlerin sorunlarını, yaşantısını yansıtır.

Şiir Kitapları: Hücremde Ayışığı, Kuş Tufanı, Çırak Aranıyor, Çaylar Şirketten, Siyah Bir Acıda…

can yucel4- Can Yücel (1926-1999)

Yakın dönemin en başarılı şairlerindendir. Ayrıca toplumcu şiirin de öncü isimlerinden olan Can Yücel kendine has bir üslup ile şiirler yazar. Şiirlerine kimi müstehcen ve argo sözlere sıkça yer verir.

Şiirlerinde dili ustalıkla kullanmış, sözcük oyunlarına yer vermiştir.

Kimi şiirlerinde “kara mizah” tarzında siyasi içerikleri ele almıştır.

Ünlü yazarların (Lorca, Shakespare, Brecht) oyunlarını Türkçeye kazandırmıştır.

Şiir Kitapları: Çok Bi Çocuk, Her Boydan, Sevgi Duvarı, Şiir Alayı, Rengahenk, Canfeda, Kısa Devre, Ölüm ve Oğlum, Gezintiler, Seke Seke, Alavara, Maaile, Mekânım Datça Olsun, Kuzgunun Yavrusu

5- A.Kadir (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu) (1917-1985)

Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken Nazım Hikmet hayranlığı ve propagandası nedeniyle yargılanır ve hapse atılır. Nazım’la aynı cezaevinde yatar ve ona hayranlığı artar.

Hapis sonrası Hukuk Fakültesine devam eder.

Fikirleri ve eserleri nedeniyle sürgüne gönderilir.

Savaş karşıtı ve yoksul Türk insanının dertlerini anlatan şiirler yazar.

Olgunluk döneminde şiirlerinde konuşma diline yaklaşır.

Eserlerinde çarpıcı bitişler, tekrarlar, iç uyaklar, ses uyumları kullanır. Dili kullanmada titiz, açık ve aydınlıktır. Şiir çevirileriyle de tanınır.

Şiir Kitapları: Tebliğ, Hoş Geldin Halil İbrahim, Dört Pencere, Mutlu Olmak Varken

necati cumali6- Necati Cumalı (1921-2001)

Şiirlerinde aşk, savaş karşıtlığı, yaşama sevinci gibi temaları işlemiştir. Haksızlığa başkaldırır, Anadolu insanının çaresizliklerini anlatır.

Şiirlerin yanı sıra öykü, oyun, roman gibi türlerde de yazmıştır.

Eserlerinde daha çok Ege kırsalı ve kasabalarını anlatır.

 “Dil benim çalgımdır.” diyen sanatçı güzel, süssüz, mecazsız bir dil kullanmış, güçlü iç ve dış gözlemler yapmıştır.

Şiir Kitapları: Yağmurlu Deniz, Aşklar Yalnızlıklar, Aç Güneş, Yarasın Beyler, Başaklar Gebe, Ceylan Ağıdı, Bozkıran Bir Atlı, Denizin İlk Yükselişi, Güneş Çizgisi, Güzel Aydınlık, Harbe Gidenin Şarkıları, İmbatla Gelen, Kısmeti Kapalı Gençlik, Mayıs Ayı Notları, Kızılçullu Yolu, Tufandan Önce

7- Gülten Akın (1933-2015)

Hukukçu, öğretmen, dil uzmanı, sivil toplumcu ve beş çocuk annesi şair.

Önceleri aşk, özlem, doğa gibi konularda yazarken sonraları toplumsal sorunlara eğilmiştir.

1980 öncesi ülke gündemi onun da hayatını ve şiirini etkilemiştir.

Şiirinde gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle ve insan sevgisi ile yoğrulmuş bir hava egemendir.

Toplumun yaşantısını ve sorunlarını öne çıkarmıştır.

1983’te kaleme aldığı “Şiiri Düzde Kuşatmak” kitabında halk kaynağına inme isteğini “Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak” sözleriyle açıklamıştır.

40’tan fazla şiiri bestelenmiş ve pek çok dile çevrilmiştir.

Şiir Kitapları: Rüzgâr Saati, Ağıtlar ve Türküler , Kestim Kara Saçlarımı, Kırmızı Karanfil, İlahiler, Seyran Destanı, Sevda Kalıcıdır, Uzak Bir Kıyıda

8- Hasan Hüseyin Korkmazgil (1927-1984)

Şiire lise yıllarında başlar, ilk şiirleri 1959’da Dost dergisinde çıkar.

İnsanların acılarını ve toplumsal sorunları dile getirir.

Doğa sevgisi, yaşama bağlılık, özgürlük, devrim ve bağımsızlık temalarını işler.

Şiirlerinde halk edebiyatı ürünlerinin etkisi vardır.

Şiir Kitapları: Temmuz Bildirisi, Kızılırmak, Ağlasın Ayşafağı, Acıyı Bal Eyledik, Koçero Vatan Şiiri, Acılara Tutunmak, Kandan Kına Yakılmaz

9- Metin Eloğlu (1927-1985)

Şiirlerinde güçlü bir ironiyle modern bir söyleyiş özelliği yaratmıştır.

Şiirlerinde Nazım Hikmet ve Ece Ayhan etkileri görülse de kendine has bir üslubu vardır.

Aynı zamanda ressam olan sanatçı öykü, inceleme ve eleştiri türünde eserler vermiştir.

Şiir Kitapları: Rüzgâr Ay Parçası, Sultan Palamut, Yumuşak G, Odun, Yine, Hep, Düdüklü Tencere, Horozdan Korkan Oğlan

10- Şükran Kurdakul (1927-2004)

Sosyal gerçekçi şiirin öncülerindendir.

Şiirde ilk denemelerini Tomurcuk, Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri adlı kitaplarda toplamıştır.

1953 sonrası toplumcu-devrimci sanata yönelmiştir.

Şiirleri “duyarlı ve söyleyiş ustalığını belli eden, yüksek sesle okunmaya elverişli, toplumcu gerçekçi şiirler” olarak tanımlanmıştır.

Şiir Kitapları: Giderayak, Nice Kaygılardan Sonra, Halk Orduları, Acılar Dönemi, Ölümsüzlerle, İhtiyar Yüzyıla, Tanığın Biri

Toplumcu Şiir Özet

Şiirimizin Cumhuriyet dönemindeki görünümünden şöyle bir sonuca ulaşabiliriz: Toplumsal yapımızdaki gelişme ve değişmelere bağlı olarak şiirimiz de sürekli bir değişim ve gelişim göstermiştir. Şairlerin şiir grafiğinde yansımıştır bu değişme ve gelişmeler. Öyle ki başlangıçta hece ölçüsüyle yazan kimi şairler, heceden serbeste geçmişler; bireyci, düşçü bir içerikten toplumcu devrimci bir öze yönelmişlerdir. Kimi şairler de halk şiirinin bereketli toprağından şiirlerine öğeler ağdırma, ulusal birikimden yararlanma yollarını denemişlerdir. Bu yönelim ve deneyimlerle şiirimiz yaşamdan, insandan ve toplumdan kendini soyutlamayan bir düzeye erişmiştir bugün. Şairlerimiz küçük umutların, düşlerin, hüzünlerin, bireysel yalnızlıkların, umutsuzlukların şarkısını söyledikleri gibi, insanın yücelmesi, insancıl olanın yengi kazanması uğrunda verilmekte olan kavganın da şiirini söylüyorlar.