Fabl ( Hayvan Masalları )

FABL TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ ( HAYVAN MASALLARI )

Kahramanlarının insan dışındaki canlı cansız varlıkların oluşturduğu (bitki, hayvan ve eşya) temsili olayların bu kahramanlar üzerinden anlatıldığı halk hikayelerine fabl denilir. Eski dilde fabllar hayvan masalları olarak nitelenmiştir. Fabl, Fransızcadan dilimize girmiş bir sözcüktür.

Fabllarda eşya, bitki ya da hayvan kahramanlara insan özellikleri verilir. Her ne kadar kahramanlar insan olmasa da duygu, davranış ve tutumları yönü ile insanı temsil ederler.

Fabl kahramanları sadece bir özellikleri ile ön plana çıkan tiplerdir. Bunlardan kurnaz olanlar tilki, cesur olanlar aslan, korkak olanlar çakal, gibi toplumda bilinen özellikler taşıyan hayvanlar ile temsil edilirler.

Fabllar bir amaç doğrultusunda yazılır. Bu amaç ahlak dersi vermektir. Önceleri soylu kişilerin genellikle hanedan üyelerinin çocuklarının eğitiminde kullanılmıştır. Hikayenin sonunda olaylardan çıkarılması gerekilen ders açık bir şekilde dile getirilir.

 

Fabl masal farkı:

Fablları, masal ve diğer hikaye türlerinden ayıran en önemli fark fablın sonunda ahlak dersi bulunmasıdır.

 

Fabllarda edebi metinlerde olduğu gibi serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur.

Serim:Bu bölümde kahramanlar belirgin özellikleri yönü ile tanıtılır. İlerde gerçekleşecek olaylar karşısında kahramanların tutumunun anlaşılması bu bölümde iyi tanıtılmasına bağlıdır.

Düğüm:Bu bölümde olaylar çıkmaza girer. Esas kahraman belli bir zorluk karşısında zeka ve yetenekleri ile baş başa bırakılır.

Çözüm:Bu bölümde kötü kahraman davranışlarının cezasını görür. Kötü duruma düşer, yaptıklarına pişman olur. Esas kahraman ise zeka ya da yeteneğini kullanarak olayı çözer.

 

Fablların kötü yanı:

Bir çok eğitimci fablların eğitimde kullanılmasına karşı çıkmıştır. Bu eğitimcilere göre: fabllar gerçekte iyi ve doğru olanı göstermemektedir. Çocuklar fabllarda kurnaz olmanın, sadece zeka ve yetenek ile rahata kavuşmanın yollarını öğrenirken çalışıp emek sarf ederek bir yerlere gelmenin mümkün olamayacağına inandırılır. “Karga ile Tilki” hikayesinde çocuklar, tilkinin hile ile kolayca peyniri karganın elinden almasıyla tilki olmaya özendirilir. Halbuki tilki ya da karga çocuklara örnek olabilecek tipler değildir. Tüm bu görüşlerin yanı sıra yine aynı anlayışa sahip eğitimciler içeriklerinin yeniden ele alınıp düzenlenmesi şartı ile fablların eğitimde kullanılabileceğini belirtir. (Bknz: Jane Jack Rousseau)

 

Fabl Türünün Özellikleri:

1- Masallar kadar zengin olmasa da kalıp ifadelere yer verilir.

2- Olaylar ve kahramanlar olağanüstü özellikler gösterir.

3- Kahramanlar doğadan seçilir.

4- Olaylar çoğunlukla orman, deniz gibi tabiat içinde geçer.

5- Hikayede birbiri ile bağlantılı birden çok olay bulunur.

6- Fabllar kısa ve özlüdür.

7- Olayların gerçeklikle ilgisi zayıftır.

8- Hayvanlar temsilidir. Asıl amaç insanlara ders vermektir.

 

Fabl Türünün Tarihsel Gelişimi:

Fabllar sözlü gelenek ürünleridir. Fablların tarihi çok eskilere dayanır. İlk fabl ürünleri Hindistan’da yazıya geçirilmiştir. Hindistanlı filozof Bidpay(Beydaba) dönemin kralının emri ile şehzadenin eğitilmesi maksadıyla Türk Edebiyatında “Kelile ve Dimne” olarak bilinen asıl adı “Pança Tantra (beş kitap)” olan eseri kaleme almıştır. Bu eser tarihte bilinen ilk fabl örneğidir. Bu eser Batı’da bu türün gelişip yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Klasik Yunan edebiyatında ve sonrasında Batı edebiyatında bu türde çeşitli eserler kaleme alınmıştır. Yunun düşünür Hesidos’un “İşler ve Günler” adlı kitabı ile tarihte Ezop olarak bilinen Aisopos” isimli yazarın derleme fabl kitabı bu türde bilinen ilk eserlerdendir. Fabl türü gerçek değerini Fransız yazar La Fontaine ile kazanmıştır. Tüm dünya edebiyatlarına La Fontaine eserleri çevrilmiştir.

Türk edebiyatı, fabl türünde Batı’dan daha çok kaynağa sahip olmasına ve daha başarılı ürünler barındırmasına rağmen bu türde dünyada kendini tanıtamamıştır. Bunda Tanzimat döneminde ve sonrasında Batı’nın yegane kaynak olarak düşünülmesi etkili olmuştur. La Fontaine’nin eserlerinin aslında doğu kaynaklı olduğu, fabl türünün Doğu edebiyatlarından yayıldığı çok sonraları anlaşılmıştır. Türk edebiyatında Mevlana’nın Mesnevileri, Şeyhi’nin Harname adlı eseri, Şeyh Sadi (13.yy.)’nin Gülistan adlı eseri bilinen fabllardır.

Türün Tanzimat döneminde ilk örneklerini Şinasi Efendi vermiştir (Eşek ile Tilki Hikâyesi).

 

Örnek Metin:

(Horozla Köpeğin Konuşması - Mevlana Celaleddin Rumi)

“- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok açtır. Horoz şu cevabı verir:

- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.

Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza:

- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:

- Ağanın eşeği öldü ölmesine de, satın alan zavallının elinde öldü. Ağa açıkgözlülük edip eşeği sattı. Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer karnını doyurursun. Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp satar. Dönerken de yine söylenir:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti. Gelip yine merakla kulak misafiri olur. Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor:”

Fabl Türü ve Özellikleri

FABL

Fabl Türünün Tarihi Gelişimi

Fabllarda Ahlak Dersi

Hayvan Masalları

Kahramanlarını canlı cansız varlıkların bitki ve özellikle hayvanların oluşturduğu ders vermek gibi özel bir amaç ile yazılıp söylenen anlatılara fabl denir. Fabllar bir çeşit hayvan masallarıdır. Kahramanlarının insanları temsil eden hayvanlar ve bitkiler olması nedeni ile fabllarda yer çoğunlukla ormanlardır. Kahramanlar birer tiptir. İyi, kötü, hasis, kurnaz gibi bir veya birkaç özellikleri ile olaylarda yer alırlar.

Fabllar eski dilde masal, efsane, kıssa anlamlarında kullanılmıştır.

Dünya edebiyatında ilk çağlardan başlayarak bir ahlak dersi vermeyi amaçlayan, bu amaçla eğitim-öğretimde de yararlanılan fabl türünün ilk temsilcileri Doğu’da Beydaba (Kelile ve Dimne), Batı’da ise Aisopos (Ezop), Phaedrus (Latin edeb.) ve daha sonra da La Fontaine’dir.

Fablarin ana özelliği bir ahlak kavramından, ilkesinden kaynaklanma­larıdır. Bitkilerin, cansız varlıkların, kimi zaman da insanların karıştığı ola­yın sonunda ya kahramanlardan biri ya da yazarın kendisi bu öyküden alınması gereken dersi açıklar. Buna eskiden kıssadan hisse denirdi. Türk edebiyatında fabl niteliği taşıyan öyküler, Hint edebiyatının Arap ve İran edebiyatlarında işlenen örneklerinden kaynaklanır. İranlı Sadi’nin Bestan, Gülistan; Mevlana’nın Mesnevi gibi öğretici nitelik taşıyan yapıt­larında öne sürülen düşünceleri desteklemek için anlatılan öykücükler ara­sında fabl örneklerine rastlanır. Tanzimat döneminde ise Ahmet Mithat, "Kıssadan Hisse" adını taşıyan öykü kitabında fabl türünü denemiş, Şinasi La Fontaine’den çeviriler yapmıştır. Yalnız bütün hayvan masallarını ya da alegorik yapıtları tabi türü içinde düşünmek yanlıştır. Fabl türünde ko­nu, serim-düğüm-çözüm tekniği içinde işlenir ve ders çıkarılır. Şeyhi’nin Harname’si bir fabl türü sayılır.

Fabl Örneği:

Kurtla Köpek

Zafiyetten çiroza dönmüştü kurdun biri;

Köpekler, aksine, semiz mi semiz.

Bu kurt bir gün bir köpeğe rastladı: iri,

Gözlü, besili bir köpek; tüyleri tertemiz.

“Atılıp bunu bir parçalamak”

Diyordu içinden kurt cenapları.

Boğuşmayı da göze almak lazımdı fakat,

Köpek derseniz kendini, hakikat,

Koruyabilecek kadar anaçtı.

Bunu gören kurt pek sessiz yanaştı.

Biraz aşağıdan alıp dil dökeyim diye,

Hayran olduğunu söyledi bu semizliğe.

“- Güç bir şey değil, sayın efendimiz,”

Dedi köpek, böyle benim gibi semirmeniz.

Vazgeçin, bırakın bu ormanları.

Nedir bu ormanlardan çektiğiniz;

Sersefil, perişan, aç bilaç?

Açlıktan nerdeyse öleceksiniz,

Hepiniz fülusuahmere muhtaç.

Adeta aslan ağzında yiyecekleriniz.

Gelin benimle, hemen değişsin kaderiniz.”

Kurt sordu: “- Peki, işim ne olacak?”

“Hiç! dedi köpek, sadece adam kovalamak.

Vazifeniz yabancılara şiddet,

Evdekilere hürmet göstermekten ibaret.

Ama karşılığında neler, neler!

Sizindir artık evin sayısız yemekleri

O ne piliç, o ne kuş kemikleri!

O ne sonsuz, okşanıp sevilmeler!”

Kurt ne diyeceğini şaşırmıştı.

Sevincinden adeta gözleri yaşarmıştı.

Derken baktı ki köpeğin boynunda bir yara.

“Bu ne?” dedi. “- Hiç!” “- Nasıl hiç?”

“- Mühim değil yani.”

“- Ama ne?” “-Bağlamak için tasma

takarlar ya.

Gözünüze ilişen herhalde onun yeri.”

“- Bağlamak mı? Serbest dolaşamaz

mısınız?”

“- Pek dolaşamayız, ama ne çıkar?”

“- Ne mi çıkar? Yerinde dursun

saltanatınız.

Zerre bile feda edemem hürriyetimden.”

Deyip bizim kurt oradan uzaklaştı hemen.

La Fontaine’den çev. Orhan Veli KANIK

Fülusuahmer: Bakır para

Yukarı
Ramazan İlbay tarafından tasarlandı Milliedebiyat.com | Destek Ramazan İlbay