Aşağıda tanımlanan tekniklerin kullanıldığı romanlar onların postmodern roman olduğunun göstergesidir. Bu tema ve teknikler çoğunlukla birlikte kullanılır. Örneğin üst kurmaca ve pastij genellikle ironi için kullanılır.

Dikkat: Bu tekniklerin tüm postmodern romanlarda kullanılmaz.

a-) İroni

Türk edebiyatında “tariz” olarak bilinen bir edebi sanata benzetebileceğimiz edebi bir terimdir. Postmodern anlayış ilk ortaya çıktığında bu anlayışla yazılan yazıların tamamı için ironi veya kara mizah teriminin kullanılması uygun görülmüştür. Bunun sebebi  yazarların bu tekniği edebi eserin merkezi haline getirmesidir. Bir romanda ironi; anlatıda betimlenen olayların veya kahramanların kişilik özelliklerinin söylenenin tam tersinin kastedilerek alaycı bir ifade ile okura sunulmasıdır.

Örnek:

"Nuri Efendi sık sık, "Ayar, saniyenin peşinde koşmaktır!" derdi ... Şimdi anladın mı Nuri Efendinin büyüklüğünü, dehasını?". "-Olur şey değil... diyordu. Böyle bir adam, aramızda bulunsun... Monşer, bu tam filozof, hem de muhtaç olduğumuz filozof… Zaman, yani çalışma felsefesi... Siz de filozofsunuz Hayri Bey, hem de hakiki bir filozofsunuz! Diyordu. "

Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eserden alının yukarıdaki metinde bir deha olarak tanıtılan ve övülen kişi aslında başka bir roman kahramanı tarafından tanıtılan uydurma bir karakterdir. Gerçekte yaşamamıştır. Romanda detaylı bir şekilde görünüşü betimlenir. Deha dense de aslında hiçbir tahsili yoktur. Nuri Efendi’nin gördüğü dersler de cami derslerinden ibarettir. Ancak saatlere dair derin bir bilgi birikimi ve kendine ait felsefi düşünceleri vardır. Romanda saat ayarlamak önemli bir iş gibi sunulur.

b-) Metinler Arasılık

Postmodern edebiyatta eserlerin öznel ve bağımsız olmadığı, her bir eserin  edebiyat evreninin bir parçası olduğu düşüncesi hakimdir. Bu düşünce yazarları metinler arasında ilişki kurmaya itmiştir. Örneğin bir roman ile hikaye, masal gibi başka bir edebi metin arasında atıfta bulunma( eserin adından veya içeriğinden bahsetme…) veya bu eserde kullanılan üslubun taklit yoluyla uyarlanması gibi ilişki söz konusudur.

Postmodern edebiyatta bu ilişki en çok roman ile masal arasında kurulmaktadır.

Metinler arasılığa verilebilecek en güzel örneklerler  ilk postmodernist yazarların çokça başvurduğu Don Kişot’tur.  Bu hikaye ilk zamanlarda yazarlar için önemli bir referans olmuştur. Ayrıca metinler arasılığa iyi bir örnek de Umberto Eco / Gülün Adı adlı eseridir. (Ayrıca Bakınız…)

Örnek:

“Makaledeki teorim aslında dört farklı insanın aslında aynı kişi olmasıdır. Sancho Panza elbette olayların tanığıdır. Başka tanık yok, çünkü tüm maceralarında Don Kişot'a eşlik eden tek kişi o. Ama Sancho okur yazar değildi. Bu nedenle, metnin yazarı olamaz. Öte yandan, Sancho'nun metni aktarmak iyi bir  dil ustası olmadığını biliyoruz. İnanılmaz dil hataları yapmasına rağmen, kitaptaki herkesin etrafında daireler çizebilir. Hikayeyi başkasına, yani berber ve rahibe, Don Kişot'un iyi arkadaşlarına aktarmış olması benim için mükemmel bir şekilde mümkün görünüyor. Hikayeyi İspanyolca olarak uygun edebi forma soktular ve sonra el yazmasını Salamanaca'dan lisans olan ve Arapçaya çevirmeye devam eden Simon Carrasco'ya verdiler. Cervantes çeviriyi buldu, Don Kişot'un Maceraları.”

Paul Auster / Cam Kent romanında alınan yukarıdaki bölümde Cervantes’in Don Kişot isimli eserine atıfta bulunulmaktadır. Metinde özel dedektif, Cervantes’in aslında romanın gerçek yazarının olmadığı ile ilgili hayali bir hikayeye başvurmuştur.

c-) Pastiş (Pastiche-Öykünme)

Postmodern edebiyatta pastiş birden çok metni veya metinde kullanılan üslubu taklit yoluyla birleştirmek “yapıştırmak” anlamında kullanılan edebi bir terimdir. Yazarların bu tekniği kullanmaktaki temel amacı önceki yazarların eserlerine ve üsluplarına saygı göstermek veya parodi yapmaktır. Bu yöntem postmoden romanın çoğulcu, kaotik ve dağınık üslubunun bir yansıması olarak görülebilir. Bir yazar birçok farklı edebi türü birlikte kullanabilir. Bir eserde bilim kurgu, masal, şiir, müzikal gibi türler bir arada kullanılması pastiş tekniğinin kullanıldığını göstermektedir.

Örnek:

Hilmi Yavuz’un “Fehmi K.'nın Acayip Serüvenleri” adlı eserinde bir sahnede yazar hem harf devrimine vurgu yapar hem de Kafka’yı net bir şekilde vurgular.

“Fehmi K:, korkuyor, çünkü okuyamıyor. Hoca ikide birde değneğini uzatıp Fehmi K.’yı dövüyor… bu sırada odaya (salona), sarı saçlı bir adam giriyor, Fehmi K. onun yüzüne bakmaya çalışıyor; ama, o kadar aydınlık ki gözleri kamaşıyor-bakamıyor. Adamın elinde bir değnek var. Önündeki karatahtada bir harfi, eski harflere ‘kaf’ harfinin karşısına yeni harflerle yazılmış (k) harfini gösteriyor: Efendiler, işte buna K (‘ka’) derler! diyor. Fehmi K., ‘kaf, ka oldu demek’, diye düşünüyor ve bu kez çocuklar bir ağızdan;

Kaf Ka, Kaf Ka, Kaf ka diye bağırmaya başlıyorlar.”

Yazar harf devriminin simgelerinden olan Atatürk’ün kara tahta önünde tebeşirle latin harflerini tanıttığı fotoğraftan yararlanmıştır. (Bu fotoğrafta kara tahtada “k” harfi yazılıdır ve sarı saçlı adamdan kastedilen kişinin de Atatürk olması muhtemeldir.) Bu eserde yazar ayrıca Kafka’nın eserlerinden başka bölümleri de alıntılamıştır.

ustkurmaca/d-) Üstkurmaca (Metafiction-Meta kurgu)

Üstkurmaca, postmoden edebiyatta bir eserin yazma sürecinin okura doğrudan anlatılması veya metinde ipuçları aracılığıyla sezdirilmesidir. Yazar gerçek dünyayı, bilinçaltını ve kurmacayı bir araya getirerek metni okura sunar. Bu durum rüya içinde rüya görmek gibidir. Okur böylece metinde ve hayatta her şeyin kurmaca olduğu düşüncesine kapılır.

Örnek:

Italo Calvino'nun “Bir kış gecesinde Eğer bir yolcu” adlı romanında bu tekniği görmekteyiz.

‘Taslağı bana ver. Onu başkalarına değil, bize getirdin. Sen tam tersini düşünüyor olsan bile. Yazarı pek çok düzmece olanını yazmış olsa bile bu gerçek bir kitap. Bu nedenle bize yakışıyor. Bir judo hareketiyle beni yere seriyor ve taslağı kapıyor. O anda anlıyorum ki, genç fanatik Silas Flannery’nin ruhsalbunalımının güncesini ele geçirdiğini sanıyor; oysa elindeki onun sıradan gerilim romanlarından birinin taslağı.”

e-) Masalımsı (Büyülü Gerçeklik - Fabülasyon)

Postmoden eserlerde büyülü gerçeklik olarak tanımlanan bu teknikte yazar özellikle masal türüne özgü olağanüstü olayları doğruluklarını sorgulamaya meydan vermeden betimler. Anlatıda her türlü mantık dışı durum, olay bağlamında olduğu gibi kabul edilir. Romanın kurmaca bir eser olduğu ve taklit ve gerçeklik kavramlarına bağlı olmasının zorunlu olmadığı düşüncesi hakimdir.

 Örnek:

Çağdaş edebiyatta Büyülü Gerçeklik; Giannina Braschi  / Muz Birleşik Devletleri ve Salman Rüşdi / Harun ile Öyküler Denizi

f-) Tarihsel Üstkurmaca(Meta Kurgu)

Üstkurmaca tekniğinin gerçek tarihsel olayların anlatımında kullanılmasıdır.

Örnek:

Kurt Vonnegut’un “Mezbaha 5” adlı eserinde tarihte Dresden Bombardımanı olarak bilinen olayın kurgulandığını görüyoruz. (İkinci dünya savaşında Dresden şehrinin(Almanya), savaşın bitmesine rağmen, lüzumsuz olarak intikam duygusu ile bombalanması olayıdır.)

g-) Zamansal bozulma

Postmoden romanın en çok üzerinde durduğu konulardan biri de anlatıda zaman unsurudur. Postmodern eserlerde zaman yazar tarafından istenildiği gibi şekillendirilebilir. Doğrusal bir çizgide gerçekleşen olaylar romancı tarafından çarpıtılır. Zaman üst üste binebilir; tekrar edebilir. Aynı anda birden çok olasılık yazar tarafında okura sunulur.

Örnek:

Robert Coover’in / Pricksongs & Descants: Fictions(Bebek Bakıcısı) isimli eserinde aynı kişinin hem öldüğüne hem başka bir bölümde varlığını sürdürdüğüne şahit oluruz.

Diğer Tema ve Teknikler için bakınız…

Sihir gerçekçiliği, Teknokültür ve aşırı gerçekçilik, Maksimalizm, Parçalanma, Poioumena