kafiye

  • Ahenk Unsurları (Ses ve Ritim)

    ŞİİRDE AHENK UNSURLARI

    Şiirde Ölçü, Kafiye, Redif, Aliterasyon, Asonans, Tekrir,

    Şiir Ritim ve Ahenk İlişkisi

    Şiirin insanların kulağına hoş gelen bir tınısı vardır. Bu tını yani ses kelimeler arasındaki uyuma bağlıdır. Dilde bazı harf ve heceler arasındaki uyum çok zayıf iken bazılarındı bu uyum çok yoğundur. Şair söyleyeceği sözde anlam derinliği aradığı gibi hoş seda, söyleyiş güzelliği de arar. Bu güzelliği sağlayabilmek için işte harf ve heceleri doğal olarak kelimeleri özenle seçer. Örneğin dilde p, ç, t, k harfleri sert sessizler olarak bilinir. İçerisinde bu harflerin sıklıkla yer aldığı kelimeler ile yazılmış bir şiir kulağa hoş gelmeyecektir. Yine dilde yumuşak ünsüzler olarak bilinen, y, ş, s, n harflerinin kullanıldığı kelimeler ile yazılmış bir şiir kulağa hoş gelecektir. Eski edebiyatta şiirlerde bu ve benzeri ses güzelliklerini yakalamak için şairler farklı yollara başvurmuştur. Şiirlerde kullanılan tekrir, lebdeğmez gibi söz sanatlarının kullanılmasındaki maksat bu güzelliği sağlamak içindir.

    Fecr-i Ati şairlerinden Ahmet Haşim şiirin ses(müzikalite) ve mana olarak iki temel unsurdan oluştuğunu ve yine şiirin manadan çok müziğe yakın bir sanat olduğunu belirtmiştir. Burada vurgulanan elbette bir şiirde ses ve ritimdir.

    Şiiri diğer edebi türlerden ayıran önemli bir özellik şiirin belli bir ahenk ve ritim ile yazılıp okunmasıdır. Şair şiirde estetik kaygı ile ölçü, kafiye ve ritim unsurlarından yararlanır

    Bir şiirde kelimeler, kelime gurupları arasındaki ses uyumu “ritim” olarak adlandırılır. Ritimsiz bir şiirin düz yazıdan bir farkı olmayacaktır. Şiirde ritim sağlamak amacı ile kafiye – rediften, hecelerin uzunluk – kısalık; açıklık – kapalılık durumlarından, ses tekrarlarından yararlanılır.

    Şiir Ezberleme, Okuma

    Şiir Ezberlemek Niçin Kolaydır?

    Şiir okumanın ya da ezberlemenin insana birçok faydası vardır. Eski insanlar her türlü duygu birikimlerini şiirlerinde saklamıştır. Bir savaş, göç gibi toplumsal olaylar ve insanda bu olayların bıraktığı izler ya da baharın gelişi, aşk, ayrılık gibi farklı duygular insanlar arasında şiirler aracılığı ile yayılmıştır. Eski gelenekte her genç en az bir mani, türkü bilir ve yeri gelince okurdu. Şiir ezberlemek ve okumak önemli bir uğraş idi. Günümüzde bu gelenek unutuldu. Halbuki şiir ezberlemek ve okumak insanın toplumsal hayatta yer edinmesini, dil ve diksiyon becerisin artırmamızı sağlayan önemli bir uğraştır.

    Şiir ezberlemek eş değer herhangi bir metni ezberlemekten çok daha kolaydır. Bir şiirde anlatılanları düz cümleler ile ifade edip yazıya döksek ve iki farklı kişiden, birisinden ölçülü ritimli olanı, diğerinden düz yazı olanı ezberlemesini istesek ritimli ve ahenkli metin diğerine göre çok daha kolay öğrenilecektir. Şiirin ezberlenmesini kolaylaştıran, akılda kalıcılığını artıran özelliği şiirlerin ahenkli, ölçülü ve kafiyeli olmasıdır.

    Şiirde Ölçü Çeşitleri

    Her şiir bir ölçü ile yazılır. Bir şiirin herhangi bir kural gözetilmeksizin yazılması yani serbest olması ölçüsüz olduğu anlamına gelmez. Edebiyatta bazı geleneklerde ortak bir sanat anlayışı olarak belli ölçüler kullanılmıştır. Örneğin divan edebiyatı geleneğimizde aruz ölçüsü tercih edilmiş şiirlerde diğer ölçüler kullanılmamıştır. Ya da halk edebiyatı geleneğinde hece ölçüsü veya yeni Türk şiirinde serbest ölçünün kullanılması şiirleri belli bir düzen ile yazıldığını gösterir.

    Şiirde üç tür ölçü bulunur:

    1-            Hece ölçüsü: Bir şiirde mısralarda yer alan kelimelerin hece sayılarının tüm mısralarda eşit olmasına denir. Örneğin: 11’li hece,8’li hece vb.

    2-            Aruz ölçüsü: Divan şiirinde gazel, mesnevi, kaside gibi nazım biçimlerinde mısralarda yer alan kelimelerin açıklık – kapalılık; uzunluk – kısalık olarak uyumlu olması aruz olarak adlandırılır. Örneğin: sev-di-ğim-den kelimesi aruzda - . - - kapalı, açık, kapalı, kapalı olarak nitelenir. Ünsüz ile biten heceler kapalı, ünlü ile biten heceler açıktır. Bu kelime ile uyumlu bir kelimenin şiirde yer alması aruz kullanıldığını gösterir. Mesela: gel-me-sey-dim kelimesi önceki kelime ile aynı uyuma sahiptir.

    3-            Serbest ölçü: Bu ölçüde hiçbir kural yoktur.

    Şiirde ölçü konuşanda ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

    Kafiye Çeşitleri, Şiirde Uyak

    Edebiyatımızda şiirlerin belli bir ölçü ile yazılması gibi her şiir illaki bir uyum ile yazılmalıdır. Kelimeleri arasında uyum olmayan, birbiri ile aykırı, söyleyiş zorluğu olan kelimelerin kullanıldığı bir şiir elbette başarılı olamayacaktır. Bir şiirin her şeyden önce kulağa hoş gelmesi şiirler için ilk aranan özelliktir. Şairler belli dönemlerde kafiyenin şiir için gerekli olduğunu inkar etmişler kafiyesiz şiir yazmayı denemişlerdir. (Garip Akımı) fakat kafiyesiz gibi görünen birçok şiir ayrıntısı ile incelendiğinde kelimeler arasında sese dayalı ufakta olsa bir uyumun var olduğu görülür.

    Şiirlerde kafiye çeşitleri şunlardır:

    1-            Yarın Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki tek ses benzerliğine denir. Örnek: göller ile seller kelimelerinde l sesi yarım kafiyedir.

    2-            Tam Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki en az iki ses benzerliğine denir. Örnek: yar ile diyar kelimelerinde – ar sesleri tam kafiyedir.

    3-            Zengin Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki üç ve üzeri ses benzerliğine denir. Örnek: yazı ile kazı kelimelerinde –azı sesleri zengin kafiyedir.

    4-            Tunç Kafiye: Bir kelimenin tüm harflerinin diğer kelime ile uyumlu almasına tunç kafiye denir. Örnek: su ile arzusu kelimeleri farklı mısralarda tunç kafiye olarak adlandırılır.

    5-            Cinaslı Kafiye: Bir şiirde farklı mısralarda yazılışları aynı fakat anlamları farklı kelimeler ile sağlanan uyuma cinas denir. Geç ve geç, yüz ve yüz, boya ve boya kelimeleri eş seslidir, farklı anlamlarda kullanılabilir.

    Kafiye ve çeşitleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

    Diğer Ahenk Unsurları

    Bir şiirde bunların yanı sıra aşağıdaki yöntemler ile de ahenk sağlanır:

    1-            Aliterasyon: Şiirde kelimeler arasındaki ünsüz harf uyumuna denir. Örnek: ara, para, yara kelimelerinde –r sesi ortaktır. Bu kelimelerin aynı ya da yakın mısralarda birlikte kullanılması aliterasyon olarak adlandırılır.

    2-            Asonans: kelimeler arasındaki ünlü harf uyumudur. Örnek: su, kuyu, arzu kelimelerinde –u sesi ortaktır. Bu kelimelerin aynı ya da yakın mısralarda birlikte kullanılması asonans olarak adlandırılır.

    3-            Tekrir: Bir şiirde aynı kelimenin birden çok kullanılması tekrirdir.

    Diğer ahenk unsurları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

  • Şiir ve Kafiye

    ŞİİRDE KAFİYE VE REDİF

    Halk Edebiyatında Uyak, Kafiye

    Şiirde Ses Uyumu, Şiirin Müzikalitesi, Şiirde Müzik

    Genellikle mısra (dize) sonlarında, kimi kez de başında ya da ortasındaki yazılışları bir, anlamları ayrı olan ses benzerlikleridir kafiye. Halk ve divan şiirleriyle bunların dışında birtakım nazım biçimlerinde uyaklar belirli kurallara göre yapılırdı, Mısralar, bu kurallar içinde birbirine bağlanır.

    Biçimsel açıdan manzumeyi düz yazıdan ayıran öğelerden biri olan uyak, ses benzerliği yoluyla uyum (ahenk, ritim) sağlamak, çağrışımlarda sözcüklerin bellekte kalmasını kolaylaştırmak gibi yararlar sağlar. Ancak, bir manzumenin şiir sayılabilmesi için uyaklı olması koşulu günümüzde benimsenmemektedir.

    Not:Halk şiirinde uyak (kafiye) yerine ayak terimi kullanılır.

    Uyakları önce ikiye ayrılır:

    a-            Göz için uyak – kafiye (Yazılış ve ses olarak benzeşen sözcüklerle yapılır.)

    b-            Kulak için uyak – kafiye (Yazılışı aynı olmayan sözcüklerle yapılan uyaktır.)

    İkinci uyak, (kulak için) eski yazının kullanıldığı ya da sözlü geleneğe dayanan (çalıp söyleme biçiminde: Aşık ed.) edebiyat dönemlerinde geçerliydi. Eski Türk edebiyatında ise kafiye göz içindir anlayışı hakimdir; çünkü Osmanlı alfabesinde birbirine yakın sesler ayrı ayrı harflerle gösteriliyordu. Örneğin "Sabah" ve "serçe" sözcüklerindeki "s" (Birinde “sad” ‎ص diğerinde “sın” ﺱ‎ harfi ile gösterilir.) seslerini karşılamak için kullanılan harfler farklıydı. Bu yüzden, "uyak”, sözcüğün yazılışına mı, yoksa seslerin benzerliğine mi dayanmalı?" sorusu ortaya çıkmıştı: Bugün kullandığımız alfabe bu sorunu gidermiştir.

    Halk edebiyatı dönemindeki şiirlerde birbirine yakın olan c-ç, c-j, s-ş, l-r, ğ-y, ka-ke, d-t, z-s ile de yarım uyak yapıldığı görülmektedir.

    Uyakları, ses benzerliklerindeki niteliklerine göre iki ana grupta toplamak gerekiyor:

    a-            Asıl Uyak

    b-            Yardımcı Uyak (Redif)

    Asıl uyak, ses benzerliği taşıyan, ses bakımından birbirine yakın olan sözcüklerle yapılır.

    Kafiye Nasıl Bulunur?

    Bir şiirde kafiyeyi bulmak için öncelikle şiirin mısraları arasındaki ses uyumu bulunur. Bunun için her mısraın son kelimesinden başlanarak benzer olan kelimeler işaretlenir. Kafiye kelime kök ve gövdelerindeki ses benzerliğidir. Bu nedenle bulunan kelimeler ekine köküne ayrılır. Örneğin farklı dizelerin son kelimeleri “göller” ve “seller” olsun. İki kelimeyi köküne ayıralım. Şu halde “göl – ler” ve “sel – ler” ayrımında göl ve sel, kelimelerin kök halleridir. Böylelikle bu iki kök arasında sadece “l” sesleri benzemektedir.

    Kafiye Türleri:

    1-            Yarım Uyak – Kafiye:Kelimelerin kök ve gövdelerindeki yalnızca bir ünsüz benzerliğine yarım uyak denir. (Zaman zaman tek ünlüyle yapılan uyaklara da rastlıyoruz ki bunları da yarım uyak sayıyoruz.)

    Her davadan geçen kişi -geç(kök) – en(ek) (- ç )

    Hak’tan yana uçan kişi -uç(kök) - an(ek) (- ç )

    Aşk şarabın içen kişi - iç(kök) - en(ek) (- ç )

    Ceh esrik, geh mestane ola (x)

    (Yunus Emre)

    Not: Eklerdeki benzerlik rediftir. Bu nedenle kafiye eklerde aranmaz.

    Benim çektiğimi kim çeker - çek(kök) - ar(ek) ( - k )

    Gözlerim kanlı yaş döker - dök(kök) - ar(ek) ( - k )

    Bulanık bulanık akar -ak(kök) - ar(ek) (- k )

    Dağların seliyim şimdi (x )

    Gelmişim dünyaya bir daha gelmem - gel - mem (-1)

    Alem bir yana olsa a yâri vermem - ver - mem (- r)

    Han evler kapandı dükkânlar göçtü - göç - tü (-ç)

    Koçyiğit kalmadı toprağa düştü - düş - tü ( ş)

    Not: Son dörtlükte harfler yakın sesler olduğu için kafiye sayılmıştır.

    2-            Tam Uyak - Kafiye: Kelimelerin kök ve gövdelerindeki iki ses benzerliğine tam kafiye denir.

    Dört kapı kırk makam yetmiş iki kat - at (-at)

    Muhabbet dedikleri tecelli zat - at (- at)

    Mümine müsliem hayır nasihat - at (- at)

    Muhabbetten geçen Hak’tan da geçer (x )

    (Hatayı)

    Orhan zamanından kalma bir duvar, -ar

    Onunla bir yaşta ihtiyar çınar. -ar

    (Ahmet Hamdi Tanpınar, Bursa'da Zaman)

    3-            Zengin Uyak - Kafiye:Kelime kök ve gövdelerindeki en üç ve üzerinde ses benzerliğine zengin uyak denir.

    Aslan gibi apıl apıl yürüyen (-ürü)

    Kendi özün Hak sırrına bürüyen (-ürü)

    Kepeneğin yanı sıra sürüyen (-ürü)

    Mürsel Baba oğlu Sultan Balım’dır (x)

    (Kazak Abdal)

    Evlerinin önü çardak (-ardak)

    Elifin elinde bardak (-ardak)

    4-            Cinaslı Uyak - Kafiye: Yazılış ve ses bakımından aynı; ancak anlam yönünden ayrı sözcüklerle yapılan uyaktır.

    Bağbana

    Bahçe sana bağ bana

    Değme zincir kâr etmez

    Zülfün teli bağ bana

    (Mâni)

    Buradaki bağ sözcükleri yazılış bakımından aynı olduğu halde anlamları ayrıdır. İkinci dizede de üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası, demek olan sözcük, son dizede bir şeyi bir şeye tutturmak için kullanılan, düğümlenebilir araç anlamında kullanılmıştır.

    Kalem böyle çalınmıştır yazıma

    Yazım kışa uymaz, kışım yazıma

    Gayet çoktur değil benim yaram az

    Bana yardan gayri cerrah yaramaz.

    (Gevheri)

    5-            Tunç Uyak - Kafiye:Zengin uyağın gelişmiş biçimidir. Eğer ses benzeri bir sözcükteki seslerin öteki sözcükte tümüyle yer alacağı ölçüde genişse, buna tunç uyak denir.

    Bir eşek var idi zâif ü nizâr

    Yük elinden katı şikeste vü zar

    (Şeyhî)

    "Zâr" tüm sesleriyle "nizâr" sözcüğü içinde geçmektedir.

    Kökünde sar beni, yeşert söğüt

    Değirmen, değirmen beni de öğüt

    Not:İkiden çok ses benzerliğinden oluşan tunç uyaklara Zengin uyak da denmektedir.

    Redif (Yardımcı uyak - Döner uyak)

    Dize sonlarında aynen tekrarlanan ve anlamları da aynı olan ses tekrarlarıdır. Redifler, (varsa) uyaklardan sonra gelir. Yani önce uyak sonra redif aranır. Redifler bir şiirde dizelerde yer alan benzer kelimelerin eklerine bakılarak bulunur. Redif bir ek benzerliğidir.

    Vardım ki bağ ağlar bağıban ağlar (-an: tam kafiye; -lar: redif)

    Sümbüller perişan güller kan ağlar. (-an: tam kafiye; -lar: redif)

    Girdâb-ı mihnette kapandım kaldım (-ım: redif)

    Vermedin bir yandan ses kara bahtım (-es: tam kafiye; kara bahtım: redif)

    Anladım gafilsin uykuya daldın (x)

    Deli poyraz gibi es kara bahtım (-es: tam kafiye; kara bahtım: redif)

    (Dertli)

    Not: Bir şiirde aynen tekrar eden kelime, kelime grubu ve dizeler tümüyle redif olarak kabul edilir.( bakınız: "kara bahtım": redif.)

    Aliterasyon (Ünsüz Uyuma) : Bir şiirde kelimeler arasında ünsüz harflere dayalı uyuma aliterasyon denir. Şair ritim ve akışı sağlamak için içinde aynı harfin geçtiği kelimeleri kullanmaya özen gösterebilir.

    Örnek:

    Derdimi dökersem derin dereye (d ve r harfleri kelime başında ve ortasında tekrar etmiştir.)

    Karanlıktaki kara karıncanın kanadı (k ve r sesleri tekrar etmiştir.)

    Şol dergahtan dönsün yüzüm

    Ölünce sevmezsem seni (s harfi tekrar etmiş.)

    Sen seni bilsen seni

    Sen seni bilsen seni

    Sen seni bilmez isen

    Patlatırlar enseni (s harfleri tekrar etmiştir.)

    Asonons (Ünlü Uyumu):Bir şiirde mısralarda yer alan kelimeler arasındaki ünlü harflerin uyumlu olması asonans olarak adlandırılır.

    Örnek:

    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su (u sesi tekrar etmiştir.)

    Tekrir: Bir şiirde aynı kelimenin birden çok kez tekrar edilmesi tekrir olarak adlandırılır. Tekrir hem bir ahenk unsuru hem de bir söz sanatıdır.

    Örnek:

    Akşam, akşam yine akşam

    Göllerde bu dem bir kamış olsam (akşam kelimesinde tekrir vardır.)

    Kafiye Düzeni

    1-            Düz kafiye: Her beytin (iki dize) ya da her dörtlüğün kendi arasında kafiyeli olmasıdır: aa, bb, cc, dd...; aaax aaxa

    Ol gece kim doğdu ol hayr-ül beşer - a (-er) Tam kafiye

    Ânesi anda neler gördü neler - a (-er) Tam kafiye

    (...)

    Dedi gördüm ol habîbîn ânesi - b (-âne) Tunç kafiye

    Bir acep nur kim onun güneş pervanesi – b (-ane) Tunç kafiye

    Örnek:

    Düşman geldi tabur tabur dizildi    a

    Alnımıza kara yazı yazıldı               a

    Delik demir çıktı mertlik bozuldu   a

    Eğri kılıç kında paslanmalıdır.         b

    2-            Çapraz kafiye: Bir şiirde birinci ve üçüncü; ikinci ve dördüncü dizenin uyaklı olmasına denir.

    -----a

    -----b

    -----a

    -----b

    Örnek:

    Ne doğan güne hükmün geçer,

    Ne halden anlayan bulunur;

    Ah aklımdan ölümüm geçer,

    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    3-            Sarma kafiye:Birinci mısra ile dördüncü, ikinci ile üçüncü mısra kafiyelidir.

    -----a

    -----b

    -----b

    -----a

    Güney Hastalığı

    Ben dostum vaktiyle bir güney şehrine gittim, -a

    Yanımda-sevince öyledir!- dünyanın en güzel kızı vardı, -b

    Ama neyleyim ki içimde yine o garip sızı vardı, -b

    Sonunda, o güzel günlerimi berbat ettim. -a

    Eylüldü dostum, aylar içinden Eylüldü, -c

    Ateşi düşmüştü artık hummalı kalbimin, -d

    İyileşmiştim dostum, sonra o akşam üstlerinin -d

    Her saati bir altın yaprak olup döküldü. -c

    (Ceyhun Atuf Kansu)

    Örüşük kafiye (Terza Rima): Bir üçlükte ortadaki her dizenin diğer üçlüğün ilk ve son dizesi ile uyaklı olmasıdır.

    -----a

    -----b

    -----a

    -----b

    -----c

    -----b

    -----c

    -----d

    -----c

    Örnek:

    Hayat yolu ortasında kendimi

    Karanlık bir orman içinde buldum.

    Anladım yolumu kaybettiğimi.

    Aklıma geldikçe hâlâ korktuğum

    Bu yabani, haşin, büyük ormanı

    Anlatırken bile ürperiyorum.

    Ölümden daha korkunç buldum onu,

    Ama başka iyi şeyler de vardı,

    Söyleyim onların ne olduğunu.

    4-            Karma kafiye: Düz, sarma, çapraz kafiyelerle meydan getirilen şekillerdir.

    Karadut

    Karadutum, çatalkaram, çingenem,

    Nartanem, nur tanem, bir tanem,

    Ağaç isem dalımsın salkım saçak,

    Petek isem halimsin, oğulum,

    Günahımsın, vebalimsin.

    Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan,

    Yoluna bir can koyduğum,

    Gökte ararken yerde bulduğum,

    Karadutum, çatalkaram, çingenem,

    Daha nem olacaksın bir tanem?

    Gülen ayvanı ağlayan narımsın

    Kadınım, kısrağını, karımsın.

    Sigara paketlerine resmini çizdiğim

    Körpe fidanlara adını yazdığım Karam, karam

    Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

    Sıla kokar, arzu tüter Ilgıt ılgıt buram buram.

    (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

    Kafiye Şeması Nasıl Çıkarılır - Bulunur ?

    Bir şiirin kafiye şeması mısralar arasındaki uyuma bakılarak çıkarılır. Şiirlerde kafiye şemasını belirtmek için yaygın olarak harfler kullanılır. Şiirdeki mısralar arasında birbirine benzeyenlere alfabenin ilk harfi ile başlanarak sırası ile a, b, c… şeklinde harfler verilir. Benzeyenlere yani aralarında uyak ya da redif olanlara aynı harf farklı benzerliklere alfabeden bir sonraki harf sırası ile verilir. Her dizede bir önceki dize ve dizelerle uyum olup olmadığına bakılmalıdır.

    Örnek:

    Kırlardayım, yalnız ve düşünceli; -a

    Yürüyorum, yavaş, ölçülü, ağır; -b

    Kumlarda belki insan izi vardır, -b

    Üstlerine basmadan yürümeli.-a

    Kimseler bilmesin diye halimi -a

    Kendim kendisini böyle savunur; -b

    Dışımdan içimin hali okunur, -b

    İçim alev alev, içim besbelli.-a

    İnsanlara karşı kapanıyorum; -c

    Kıyılara, ormanlara, dağlara -d

    Hayatımı gizli tutamıyorum. -c

    Amofun benimle, benim onunla -d

    Doğüşmeden, çekişmeden sonunda -d

    Gideceğin bir yer bulamıyorum. -c

    (Petrarca, çev. C.K.)