imge

  • Şiir Nedir?

    Şiir insanın duygu, düşünce, fikir, hayal vb. paylaşmak için kullandığı özel bir aktarım biçimidir. İnsana ait birçok vaziyet, farklı anlatım, aktarım biçimleri kullanılarak da yapılabilir fakat; bunların en etkilisi şüphesiz şiirdir. İnsanların duygu ve düşüncelerini(vb.) aktarırken şiiri tercih etmelerinin bir diğer sebebi de şiirin dili kullanmada daha az kuralcı olmasıdır. Günlük konuşmalarımızda dahi belli kurallara uyarız: y anlış ifade kullanmaktan kaçınır, mümkün olduğunca düzgün kurallı konuşmaya gayret ederiz.

    Şiirde kural aranmaz. Şair kelimeleri kelime gruplarını, cümleleri istediği gibi düzenleyip şekillendirebilir. Yeri geldiğinde devrik, yapısı bozuk(alışılmamış) cümleler, kelimeler kullanabilir.

    Atlılar atlılar kızıl atlılar,

    atları rüzgâr kanatlılar!

    Atları rüzgâr kanat...

    Atları rüzgâr...

    Atları...

    Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

    (Nazım HİKMET)

    Yukarıdaki şiiri incelediğimizde; şiirde kullanılan ifadelerin özel bir yapısının olduğunu görürüz.(Şair, zamanın akışını; cümlelerin yapısı ve at motifi ile okuyucuya hissettirmeyi amaçlamış)

    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini

    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini

    Sevgili

    En sevgili

    Ey sevgili

    Uzatma dünya sürgünümü benim

    (Sezai KARAKOÇ)

    "En sevgili" alışılmış bir ifade biçimi değildir.

    Eski edebiyatımızda ve bu tarzı devam ettiren şairlerimizin şiirlerinde ölçü gibi bazı ahenk kuralları bulunur. Bu kurallar çoğunlukla şairleri sınırlasa da  şiirlerde söyleyiş güzelliği yarattığı için şairler kurallı yazmayı daha doğru bulmuştur.

    Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;

    İste yakalandık, kelepçelendik!

    Çıktınız umulmaz anda karsıma,

    Başımın tokmağı indi başıma. (Necip Fazıl)

    (11'li hece kuralına uyulmuştur.)

    Not: Dünya tarihinde ilk şiirler sadece söyleyiş güzelliği için değil aynı zamanda akılda kalıcılığı arttırmak içinde ahenkli-kafiyeli söylenmiştir. Bu şiirler yazının olmadığı dönemlerde dilden dile, nesilden nesile bu kolaylık ile aktarılabilmiştir.

    Duyguları ifadede en etkili belki de en önemli araç: şiir

    Anlatamıyorum

    Ağlasam sesimi duyar mısınız,

    Mısralarımda;

    Dokunabilir misiniz,

    Gözyaşlarıma, ellerinizle?

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

    Bu derde düşmeden önce

    Bir yer var; biliyorum;

    Her şeyi söylemek mümkün;

    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

    Anlatamıyorum.

     (Orhan Veli)

    Şair "anlatamıyorum" demekte fakat; hissettiği duyguyu en etkili şekilde anlatmaktadır.

    Şiir -biçim ya da içerik- anlayışı edebi dönemler göre farklılık gösterir.

    Günümüze kadar şairler en güzel ifadeyi yakalayabilbek için birçok yöntem denemiştir. Şiirin bazen içeriği bazen de biçim özellikleri ile oynanmış, yeni usuller denenmiştir.

    Şiir bir duygu paylaşımıdır.

    İnsanoğlu çağlar boyu hissettiği en yoğun duyguyu ifade etmek için şiiri tercih etmiştir. Ölüm, ayrılık, aşk, hüzün, özlem vb. duygular şiir ile ifade olunmuştur. tabi insanların şiiri tercih etmesinin sebeplerinden en önemlilerini yukarda sıralamıştık.

    Şol dergâhtan dönsün yüzün

    Ölünce sevmezsem seni

    Kan ağlasın iki gözüm

    Ölünce sevmezsem seni

     (Karacoğlan)

    "Seni her zaman seveceğim" de diyebilecekken şair "Ölünce sevmezsem seni" demiştir.

    Karanfil

    Yarin dudağından getirilmiş

    Bir katre alevdir bu karanfil,

    Gönlüm acısından bunu bildi!

    Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer

    Kızgın kokusundan kelebekler;

    Gönlüm ona pervane kesildi.

    (Ahmet Haşim)

     Herhalde bu şiiri düz cümlelerle ifade edemeyiz.(Sevgiliye kavuşmak arzusu sönu ölüm-yok oluş- olsa dahi terk edilemeyecek kadar güçlüdür. Kelebeğin ateşe koşması motifleşmiştir.)

    Bin başlı ejder-i münakkaş

    Mumdan gemi altı bahr-i âteş

    Motif denince Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk mesnevisinden "ateşten denizi mumdan kayıkla geçmek" motifini de unutmamak lazım.

  • Şiirde Gerçeklik ve Anlam

    ŞİİRİN ANLAM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ

    Şiir Dili ve Günlük Dil

    Şiirde Alamın Sağlanması

    Şiir bir sanattır ve sanat ürünlerinin bir değil birden çok anlamı vardır. Edebiyat gerçeği doğa ve insandan alarak çarpıtır; ona yeni ifadeler kazandırır. Dış dünyada en doğal hal ve şekilleri ile karşımıza çıkan olay, olgu, nesne ve kavramlar şiirde bambaşka bir kimliğe bürünür. Botanikte gül çiçeğinin çağrıştırdığı anlam ile edebiyatta, şiirde gülün çağrıştırdığı anlam ve insana hissettirdiği duygu aynı değildir.

    Şiirde gerçeklik şairin dil – üslup özelliklerine göre yeni boyutlar kazanır. Şu örneği inceleyelim:

    “Akıyordu su

    Gösterip aynasında söğüt ağaçlarını

    Yıkıyordu salkımsöğütler suda saçlarını”

    Nazım Hikmet

    Dizelerinde şair doğadaki bir canlıya insan özellikleri vermiştir. Onu türlü yönleri ile insana benzetmiştir. Buradaki gerçeklik şiire özgüdür.

    Şiir Dili

    Şiirlerin dili diğer edebi türlerden ve günlük konuşma dilinden apayrı bir yapıya sahiptir. Bir kelime veya kelime topluluğu diğer metinlerde ilk anlamı ile kullanılırken şiirde hem gerçek hem de yan, terim ya da mecaz anlamda kullanılır. Şiirin dilinde şu özellikler görülür:

    Şiirde Kullanılan Dilin Özellikleri:

    1-            İmgeleme: Her zaman kullanılan kelime, kelime grubu ve cümleler ile ifade edilemeyen olay, olgu, durum, kavram veya farklı duyguların alışılmışın dışında kelime ve tamlamalarla ifade edilmesine imgeleme denir. Bu kelime ve kelime grupları imge olarak adlandırılır.

    Örnek:

    Ebrulu semaya hilkat elmas serper

    Durgunca bir deniz sahilleri öper

    Söner ufuklarda sevdalı bir kamer;

    Yıldız gibi uçar ateş böcekleri

    Gecenin gözyaşı öper çiçekleri.

    İmge:“ elmas serper” ifadesinde şair yıldızları gökyüzüne Yaratıcının serpiştirdiğini ve bu yıldızların elmasa benzediğini anlatmaktadır.

    Gerçeklik:Yıldızlar birer gezegendir ve Allah onları belli bir düzen ile bir araya getirmiştir.

    Not: Görüldüğü üzere şiirin gerçekliği ile dış dünyanın gerçekliği aynı değildir.

    2-            Çağrışım: Bir şiirde kelimelerin insanda uyandırdığı anlam değerine çağrışım denir. Bazı kelimeler çağrışım yönünden zengindir. Şiir çağrışım derinliği yaratmak için şiirde soyut kelimeleri tercih eder.

    Örnek:

    Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

    Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

    Çağrışım:Şiirde çağrışım yönünden en zengin kelime “ merdiven” kelimesidir. Edebiyatta geçen ömrü, elde edilen başarıyı, zorluğu, ihtiyarlığı, insan anılarını vb. çağrıştırmaktadır.

    Gerçeklik:Merdiven dış dünyada insan hayatını kolaylaştırmaya, yüksek yerlere çıkmaya yarayan bir araçtır. Günlük dilde çağrışım yönü zayıftır.

    3-            Mecaz: Bir sözcüğün gerçek ve temel anlamı dışında farklı bir anlamda başka bir varlığın ya da kavramın yerine kullanılmasıyla ortaya çıkan anlamına mecaz anlam denir. Mecazlı ifadelerde benzetme amacı güdülmez.

    Örnek:

    Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,

    Canlandı o meşhûr ova at kişnemesiyle!

    Mecaz: Şiirde “uçmak” kelimesi hızlı gitmek, koşmak, koşturmak manasında kullanılmıştır.

    Gerçeklik: “uçmak” gerçekte havada süzülmek anlamına gelmektedir.

    4-            Mazmun: Edebiyatta, özellikle Eski Türk şiirinde bazı kavram ve duyguları anlatmak için kullanılan kalıplaşmış sözlere mazmun denir.

    Örnek:

    Zülf: saç; Ebru: kaş, Çeşm: göz; Ruh: Çehre, yüz; Hal: Ben; Hat: Sebze, karınca; Leb: Dudak; Bad-ı Seba: Sabah rüzgarı; Ab-ı Hayat: Gençlik suyu; Çemen: Cennet, zümrüt; Gül: Sultan; Söz: Tuti; Kad, kamet: Boy; Yar: sevgili; İnci: Diş; Gonca: Ağız; Yay: Kaş; Ten: Gül, sanem, can

    5-            Benzetme: Şiirde anlamı ve ifade gücünü artırmak için kullanılan en yaygın yöntem benzetmelerden yararlanmaktır. Benzetme farklı kavram veya nesneleri türlü özellikleri yönü ile birlikte anlaktır.

    Örnek:

    Çıkıyor kayık, iniyor kayık

    Devrilen bir atın sırtından inip

    Şahlanan bir ata biniyor kayık

    Benzetme: Bu şiirde “kayık” insana; “deniz dalgaları” ise şahlanan, devrilen bir ata benzetilmiş.

    6-            Dize: Şiirde yapıyı oluşturan en küçük birime dize, mısra denir. Bir şiirin mısralar ile yazılması sadece şiirin diline özgüdür. Böylelikle devrik ve imgeli cümle yapısı şiir dilinin bir özelliği olarak karşımıza çıkar.

    Örnek:

    Atlılar atlılar kızıl atlılar,

    Atları rüzgâr kanatlılar!

    Atları rüzgâr kanat...

    Atları rüzgâr...

    Atları...

    At...

    Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

    Şiirde Anlam (çok anlamlılık)

    Şiir bir sanattır ve tek bir anlamı olmaz. Aynı şiiri okuyan her bir insanın farklı duygular hissetmesi ve yine aynı şiiri farklı yorumlaması şiirin çok anlamlı olduğunu gösterir. Şiirde bu anlam zenginliği yukarıda açıklanan yöntemlerle sağlanmaktadır.

    Örnek:

    “haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

    demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

    dört bıçak çekip vurdular dört kişi

    yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu”

    Attila İlhan

    Dünyaya geldiğim anda

    Yürüdüm aynı zamanda

    İki kapılı bir handa

    Gidiyorum gündüz gece

    Aşık Veysel

    Not:Edebiyatta manzum bazı türlerin gerçeklikle bağları çok zayıftır. Bu tür şiirlerde şair farklı duyguları tamamen teşhis yolu ile veya mübalağa sanatını kullanarak anlatır. Bu şiirlerde gerçeklik tamamen metne özgüdür.(Bkn: Harname, Şeyhi)

    Örnek:

    Horoz ile İnci

    Horozun biri bir gün inci bulur;

    Alıp onu kuyumcuya doğrulur.

    Kuyumcu ne istediğini sorar.

    O da der ki: "Bu galiba mücevher;

    Al da bunu bana biraz darı ver:

    O benim daha çok işime yarar.

    Bir cahile bir kitap miras kalır;

    Cahil de hemen bu kitabı alır;

    Yol üstündeki kitapçıya uğrar;

    Der ki: "Bu kitabı vereyim sana,

    Yerine sen üç beş kuruş ver bana;

    O benim daha çok işime yarar."

    La Fontaine

    Şiir Dili ile Günlük Dilin Farkı

    1-            Şiir dili mecazlara; günlük dil temel anlama dayanır.

    2-            Şiir dili süslü ve sanatlıdır; günlük dil ise sade.

    3-            Şiir dili anlam ve çağrışım yönünden zengindir; günlük dil ise yavan ve akıcı.

    4-            Şiir dili kurmacadır; günlük dil ise anlık.

    5-            Şiir dili soyut, günlük dil ise somut ifadelerden yararlanır.