aruz

  • Ahenk Unsurları (Ses ve Ritim)

    ŞİİRDE AHENK UNSURLARI

    Şiirde Ölçü, Kafiye, Redif, Aliterasyon, Asonans, Tekrir,

    Şiir Ritim ve Ahenk İlişkisi

    Şiirin insanların kulağına hoş gelen bir tınısı vardır. Bu tını yani ses kelimeler arasındaki uyuma bağlıdır. Dilde bazı harf ve heceler arasındaki uyum çok zayıf iken bazılarındı bu uyum çok yoğundur. Şair söyleyeceği sözde anlam derinliği aradığı gibi hoş seda, söyleyiş güzelliği de arar. Bu güzelliği sağlayabilmek için işte harf ve heceleri doğal olarak kelimeleri özenle seçer. Örneğin dilde p, ç, t, k harfleri sert sessizler olarak bilinir. İçerisinde bu harflerin sıklıkla yer aldığı kelimeler ile yazılmış bir şiir kulağa hoş gelmeyecektir. Yine dilde yumuşak ünsüzler olarak bilinen, y, ş, s, n harflerinin kullanıldığı kelimeler ile yazılmış bir şiir kulağa hoş gelecektir. Eski edebiyatta şiirlerde bu ve benzeri ses güzelliklerini yakalamak için şairler farklı yollara başvurmuştur. Şiirlerde kullanılan tekrir, lebdeğmez gibi söz sanatlarının kullanılmasındaki maksat bu güzelliği sağlamak içindir.

    Fecr-i Ati şairlerinden Ahmet Haşim şiirin ses(müzikalite) ve mana olarak iki temel unsurdan oluştuğunu ve yine şiirin manadan çok müziğe yakın bir sanat olduğunu belirtmiştir. Burada vurgulanan elbette bir şiirde ses ve ritimdir.

    Şiiri diğer edebi türlerden ayıran önemli bir özellik şiirin belli bir ahenk ve ritim ile yazılıp okunmasıdır. Şair şiirde estetik kaygı ile ölçü, kafiye ve ritim unsurlarından yararlanır

    Bir şiirde kelimeler, kelime gurupları arasındaki ses uyumu “ritim” olarak adlandırılır. Ritimsiz bir şiirin düz yazıdan bir farkı olmayacaktır. Şiirde ritim sağlamak amacı ile kafiye – rediften, hecelerin uzunluk – kısalık; açıklık – kapalılık durumlarından, ses tekrarlarından yararlanılır.

    Şiir Ezberleme, Okuma

    Şiir Ezberlemek Niçin Kolaydır?

    Şiir okumanın ya da ezberlemenin insana birçok faydası vardır. Eski insanlar her türlü duygu birikimlerini şiirlerinde saklamıştır. Bir savaş, göç gibi toplumsal olaylar ve insanda bu olayların bıraktığı izler ya da baharın gelişi, aşk, ayrılık gibi farklı duygular insanlar arasında şiirler aracılığı ile yayılmıştır. Eski gelenekte her genç en az bir mani, türkü bilir ve yeri gelince okurdu. Şiir ezberlemek ve okumak önemli bir uğraş idi. Günümüzde bu gelenek unutuldu. Halbuki şiir ezberlemek ve okumak insanın toplumsal hayatta yer edinmesini, dil ve diksiyon becerisin artırmamızı sağlayan önemli bir uğraştır.

    Şiir ezberlemek eş değer herhangi bir metni ezberlemekten çok daha kolaydır. Bir şiirde anlatılanları düz cümleler ile ifade edip yazıya döksek ve iki farklı kişiden, birisinden ölçülü ritimli olanı, diğerinden düz yazı olanı ezberlemesini istesek ritimli ve ahenkli metin diğerine göre çok daha kolay öğrenilecektir. Şiirin ezberlenmesini kolaylaştıran, akılda kalıcılığını artıran özelliği şiirlerin ahenkli, ölçülü ve kafiyeli olmasıdır.

    Şiirde Ölçü Çeşitleri

    Her şiir bir ölçü ile yazılır. Bir şiirin herhangi bir kural gözetilmeksizin yazılması yani serbest olması ölçüsüz olduğu anlamına gelmez. Edebiyatta bazı geleneklerde ortak bir sanat anlayışı olarak belli ölçüler kullanılmıştır. Örneğin divan edebiyatı geleneğimizde aruz ölçüsü tercih edilmiş şiirlerde diğer ölçüler kullanılmamıştır. Ya da halk edebiyatı geleneğinde hece ölçüsü veya yeni Türk şiirinde serbest ölçünün kullanılması şiirleri belli bir düzen ile yazıldığını gösterir.

    Şiirde üç tür ölçü bulunur:

    1-            Hece ölçüsü: Bir şiirde mısralarda yer alan kelimelerin hece sayılarının tüm mısralarda eşit olmasına denir. Örneğin: 11’li hece,8’li hece vb.

    2-            Aruz ölçüsü: Divan şiirinde gazel, mesnevi, kaside gibi nazım biçimlerinde mısralarda yer alan kelimelerin açıklık – kapalılık; uzunluk – kısalık olarak uyumlu olması aruz olarak adlandırılır. Örneğin: sev-di-ğim-den kelimesi aruzda - . - - kapalı, açık, kapalı, kapalı olarak nitelenir. Ünsüz ile biten heceler kapalı, ünlü ile biten heceler açıktır. Bu kelime ile uyumlu bir kelimenin şiirde yer alması aruz kullanıldığını gösterir. Mesela: gel-me-sey-dim kelimesi önceki kelime ile aynı uyuma sahiptir.

    3-            Serbest ölçü: Bu ölçüde hiçbir kural yoktur.

    Şiirde ölçü konuşanda ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

    Kafiye Çeşitleri, Şiirde Uyak

    Edebiyatımızda şiirlerin belli bir ölçü ile yazılması gibi her şiir illaki bir uyum ile yazılmalıdır. Kelimeleri arasında uyum olmayan, birbiri ile aykırı, söyleyiş zorluğu olan kelimelerin kullanıldığı bir şiir elbette başarılı olamayacaktır. Bir şiirin her şeyden önce kulağa hoş gelmesi şiirler için ilk aranan özelliktir. Şairler belli dönemlerde kafiyenin şiir için gerekli olduğunu inkar etmişler kafiyesiz şiir yazmayı denemişlerdir. (Garip Akımı) fakat kafiyesiz gibi görünen birçok şiir ayrıntısı ile incelendiğinde kelimeler arasında sese dayalı ufakta olsa bir uyumun var olduğu görülür.

    Şiirlerde kafiye çeşitleri şunlardır:

    1-            Yarın Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki tek ses benzerliğine denir. Örnek: göller ile seller kelimelerinde l sesi yarım kafiyedir.

    2-            Tam Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki en az iki ses benzerliğine denir. Örnek: yar ile diyar kelimelerinde – ar sesleri tam kafiyedir.

    3-            Zengin Kafiye: Farklı mısralarda kelime kök ve gövdelerindeki üç ve üzeri ses benzerliğine denir. Örnek: yazı ile kazı kelimelerinde –azı sesleri zengin kafiyedir.

    4-            Tunç Kafiye: Bir kelimenin tüm harflerinin diğer kelime ile uyumlu almasına tunç kafiye denir. Örnek: su ile arzusu kelimeleri farklı mısralarda tunç kafiye olarak adlandırılır.

    5-            Cinaslı Kafiye: Bir şiirde farklı mısralarda yazılışları aynı fakat anlamları farklı kelimeler ile sağlanan uyuma cinas denir. Geç ve geç, yüz ve yüz, boya ve boya kelimeleri eş seslidir, farklı anlamlarda kullanılabilir.

    Kafiye ve çeşitleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

    Diğer Ahenk Unsurları

    Bir şiirde bunların yanı sıra aşağıdaki yöntemler ile de ahenk sağlanır:

    1-            Aliterasyon: Şiirde kelimeler arasındaki ünsüz harf uyumuna denir. Örnek: ara, para, yara kelimelerinde –r sesi ortaktır. Bu kelimelerin aynı ya da yakın mısralarda birlikte kullanılması aliterasyon olarak adlandırılır.

    2-            Asonans: kelimeler arasındaki ünlü harf uyumudur. Örnek: su, kuyu, arzu kelimelerinde –u sesi ortaktır. Bu kelimelerin aynı ya da yakın mısralarda birlikte kullanılması asonans olarak adlandırılır.

    3-            Tekrir: Bir şiirde aynı kelimenin birden çok kullanılması tekrirdir.

    Diğer ahenk unsurları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

  • Hece, Aruz ve Serbest Ölçü

    ŞİİRDE ÖLÇÜ

    Ölçülü Şiir Yazma

    Türk Şiirinde Ölçü

    Bir şiirde dizelerde yer alan kelimeler, heceler ve harfler arasındaki önceden belirlenmiş estetik kurala ölçü denir. Ölçü bir edebiyatta zaman içinde şairlerce denenerek estetik güzelliği kabul edilmiş uzunluk – kısalık, açıklık - kapalılık ve hece kuralıdır. Farkı dönemlerde ve farklı edebiyatlarda ölçü kuralları değişiklik gösterir. Edebiyatımızın tamamında üç çeşit ölçü bulunur:

    1-            Hece Ölçüsü

    2-            Aruz Ölçüsü

    3-            Serbest Ölçü

    Hece Ölçüsü: Bir şiirde mısraların hece sayısının eşit tutulması esasına dayanan kurala hece ölçüsü denir. Hece ölçüsü ile yazılmış bir şiirde tüm mısraların, mısrada yer alan kelimelerin, hece sayısının eşit olması beklenir. Bu eşitlik şiire belli bir söyleyiş kolaylığı sağlar, şiirin estetik güzelliğini artırır. Hece ölçüsü basittir.

    Hece Ölçüsünün Tarihsel Gelişimi

    Hece ölçüsü nerelerde kullanılır?

    Hece bir halk edebiyatı ölçüsüdür. Halk edebiyatının şiir türündeki bütün ürünlerinde hece ölçüsü kullanılır. Eski Türk edebiyatında bir şiirin hece ölçüsü ile yazılması basitlik olarak görülmüştür. Bu sebeple divan geleneğinde hece vezni şiirlerde kullanılmamıştır. Hece ölçüsü Tanzimat ile tekrar edebiyatımızda (Yeni Türk Edebiyatı) görülmeye başlar. Yeni edebiyatta bu ölçü ilk defa Ziya Paşa tarafından “Türkü” biçimindeki şiirinde kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde, özellikle Milli edebiyat dönemi ile, hece ile şiir yazma geleneği yeniden başlamıştır. Cumhuriyet Döneminde Hecenin Beş Şairi, şiirlerini sadece hece ile yazmıştır. Ancak hece ölçüsü de tıpkı aruz gibi zaman içinde terk edilmiş Yeni Türk edebiyatında serbest ölçü kullanılmaya başlamıştır. Tüm bunlara rağmen günümüzde dahi Halk edebiyatı geleneğinin değişmez ölçüsü hece ölçüsüdür.

    Şiirde hece ölçüsünü bulma

    Bir şiirde hece ölçüsünü bulmak için şiirin her bir mısraı ve bu mısrada yer alan kelimelerin hece sayısı parmak hesabı ile sayılır. Her mısraın aynı hece sayısına sahip olması ve şiirin sadece bu kural ile yazıldığının görülmesi şiirin hece ölçüsü ile yazıldığını gösterir.

    Not: Aruz vezninde de birçok mısra aynı hece sayısına sahip olabilir. Bu sebeple şiirin hece ile yazıldığı ancak hecelerin sadece sayı uyumu taşıdığı, açıklık – kapalılık durumunun dikkate alınmadığı incelenerek söylenebilir.

    Örnek:

    Ak/şam o/lur, gü/neş gi/der şim/di bu/ra/dan (13 hece)

    Ga/rip ga/rip ka/val ça/lar ço/ban de/re/den (13 hece)

    Pek körpesin, esirgesin seni yaradan. (13 hece)

    Gir sürüye, kurt kapmasın gel kuzucağım! (13 hece)

    Sonra yârdan ayrılırsın, âh yavrucağım! (13 hece)

    Hece Kalıpları:

    Hece ölçüsünün bilinen üç kalıbı vardır:

    11’li Hece Ölçüsü: Halk edebiyatında koşma nazım biçiminde kullanılan en yaygın hece kalıbıdır.

    8’li Hece Ölçüsü: Semai ve Varsağı biçiminde kullanılan bir kalıptır.

    7’li Hece Ölçüsü: Genellikle maniler bu kalıp ile yazılır.

    Bunun dışında hece ölçüsü her kalıpta yazılabilir.

    Hece Ölçüsü ve Hecede Durak

    Heceler ölçüye göre şu şekilde duraklara ayrılır:

    4+4+3:11 / 6+5:11 / 4+4:8 / 5+3:8 / 4+3:7 / 5+2:7

    Bir şiirde duraklar şiir okunarak belirlenir. Şiiri okurken duraksadığımız yerler ayrılır. Durak bulunurken kelimeler bölünmez.

    Hece Örnekleri:

    Mert/ da/ya/nır/ (durak)na/mert ka/çar(4+4:8’li hece)

    Meydan gümbür gümbürlenir

    Şahlar şahı divan açar

    Divan gümbür gümbürlenir

    Örnek:

    Gurbet o kadar acı

    Ki/ ne/ var/sa(Durak) i/çim/de, (4+3:7’li hece)

    Hepsi bana yabancı,

    Hepsi başka biçimde!

    Örnek:

    De/rin/den/ de/ri/ne/ (durak)ır/mak/lar/ ağ/lar,(6+5:11’li hece)

    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.

    Ey suyun sesinden anlayan baðlar,

    Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?

    Aruz Ölçüsü: Arap edebiyatından İran edebiyatına oradan da Türk edebiyatına geçmiş hecelerin uzunluk ve kısalık esasına dayanan bir uyum kuralıdır. Aruz ölçüsünde heceler uzun okunma ve kısa okunma özelliklerine göre ayrılır.

    Not:Türk dilinde uzun ünlülerin bulunmaması nedeniyle, aruz ölçüsü dilimize bol bol Arapça ve Farsça sözcüklerin girmesinde büyük rol oynamıştır.

    Gerçekte aruz, en çok Arap dilinin özelliğine uyar. Bugünkü bilgimize göre, edebiyatımızda aruzla yazılan eser Kutadgu-Bilig’dir. (1069; Yusuf Has Hacip) Türk aruzuna en başarılı hizmeti dokunan şairler Tevfik Fikret, Mehmet Âkif ve Yahya Kemal Beyatlı oldu.

    Aruzun Özellikleri

    Acık Hece(Kısa hece): Aruz vezninde kısa sesliyle biten heceye denir. (Ünsüzle biten) Ayırmada (.) ile gösterilir:

    se - ma – yı

    (.)   (.)     (.)

    Kapalı Hece (Uzun hece): Aruz vezninde sessizle biten (al, aç, ok, us...) heceler; (â, û, î) gibi uzun sesliler; (bâ, lâ, sî) gibi uzun seslilerle kurulmuş heceler; (bak, tut, sev) düzeninde üç harfli heceler; (alt, ört, üst) gibi heceler Türkçe (sırt, kurt, pars, kürk) gibi dört harfli heceler kapalı hecedir. Ayırmada çizgi (-) ile gösterilir.

    Çok Uzun Heceler: Arapça ve Farsçadan gelme uzun seslilerle kurulan (âb, ûl) gibi üç sesli heceler - (derd, genç, serd, şevk) gibi dört sesli heceler, yerine göre bir buçuk hece değeri alırlar. Ayırmada birinci kapalı, ikinci açık (-.) iki hece gibi gösterilir.

    Son Hece:Dize sonlarında her hece - açık da olsa - kapalı olarak gösterilir.

    Aruz Kalıpları:(Nazım) Arap vezniyle yazılmış bir manzumenin veznini bulabilmek için aruz kalıplarını bilmek gerekir. Arapçada "faale" fiilinden birtakım parçalar türetilmiştir. Hece sayıları 2 ile 5 arasında değişen bu parçalar birleşerek kalıbı oluşturur. Her kalıbın ayrı bir ahengi vardır.

    Genellikle Türk şairleri on birli kalıpları kullanmışlardır.

    Düz Kalıplar:

    a-            Fe û lün / Fe û lün / Fe û lün / fe ûl

    Açılmaz ne bir yüz ne bir pencere

    Bakıldıkça vahşet çöker yerlere. (Tevfik Fikret)

    A çıl maz / ne bir yüz / ne bir pen/ ce re

    b-            Fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün

    Merhaba ey / cân-ı cânan / merhaba (S. Çelebi)

    Başka âşıklardan almışsan nefes

    Başka yerden / başka vâdilerden es. (F.N.Çamlıbel)

    c-             Fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün

    Fikri hür ir/fânı hür vic/dânı hür bir/ şâirim.(T. Fikret)

    Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi

    Olmayâ devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

    (K. Sultan Süleyman)

    Karışık Kalıplar:

    Fe i lâ tün/me_fâ i lün/fe i lün (fâ’lün) (Fâ i lâ tün)

    Şüphe bir nûra doğru koşmaktır. (T. Fikret) Bu karanlıkta sevgilim ikimiz 

    Me fâ i lün/fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i 1ün (fâ’lün)

    Güzel düşün, iyi hisset, yanılma aldanma.

    Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma. (T. Fikret)

    Serbest Aruz (Serbest Müstezat):Servet-i Fünûn döneminde kullanılan bir ölçüdür. Aruz kalıplarından bazılarının parçalanmasıyla oluşturulmuştur.

    Örnek:

    YOLLAR (Ahmet Haşim)

    Bir lamba, hüznüyle

    Mef û lü/Mef û 1ün

    Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi.

    Me fâ i lün/Fâ i lâ tün/me fâ i lün/fe i 1ün (...)

    Yollar

    Fâ’lün

    Ki gider kimsesiz tehi ebedî.

    Fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i 1ün (...)

    Onlar

    Hangi bir belde-i hayâle gider

    Böyle sessiz ve kimsesiz şimdi?

    (Göl Saatleri, 1921)

    Takti: Aruz ölçüsüyle yazılmış bir şiirin aruz kalıbını çıkarma işlemidir. Önce hecelerin ses değeri belirlenir; sonra seslerden kalıbın her bir parçası; sonuçta da aruzun kalıbı belirlenir.

    Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden (A. Haşim)

    Me fâ i lün/fe i lâ tün/me fâ i lün/Fâ’lün

    Aruz Ölçüsünün Kuralları – Aruz Ölçüsü Bulma:

    Aruz Kusurları

    Aruz ölçüsünün Arap edebiyatına ait olduğunu, oradan İran’a (Fars) ve daha sonra Türk edebiyatına geçtiğini söylemiştik. Bu ölçünün Türkçeye uyarlanmasında zaman zaman zorlanmalar ve sorunlar da yaşanmıştır. Arapçanın fonetiği ile Türkçenin fonetiğinin farklı oluşları aruz ölçüsünü kullanan şairleri "aruz kusurları" oluşturmaya zorlamıştır. Bu kusurlar Arap edebiyatını oluşturan şiirlerde görülmez. Bu kusurları, şiirin kalıbını oluşturmadan (Takti) belirlemek doğru olur.

    1-            Vasl:"Bağlayış, ulama" demektir. Sonu ünsüzle biten bir sözcüğü, ondan sonra gelen sözcüğün ünlü harfine bağlamaktır. Ulama, ölçüde yan yana iki açık hece gerektiği zaman yapılır. Ulama yapılırken sözcükler arasına bir (y) işareti konularak belirtilir.

    Hürr (vasl:hürolmak) olmak eğer ister isen olma cihânın

    Zevkında safâsında gamında kederinde (Ziya Paşa)

    Kalıbı: Mef û lü/Me fâ î lü/me fâ î lü/Fe û lün

    Not:Ulama, bir aruz kusur olmayıp Türkçenin ses özelliğinden kaynaklanır.

    Ulamayı, aruz kalıplarını verirken de uygulamıştık.

    2-            İmale:"Çekme" demektir. Ölçüde, kapalı hece gereken yerlerde açık heceyi biraz uzatarak okumaktır. İşareti (—)’dir.

    Dehân-ı gonceyi bâz et zebân-ı süseni ter kıl

    (Dehanı: -nı hecesi uzatılarak kapalı gösterilir.)

    Kalıbı: Me fâ î lün/Me fâ î lün/Me fâ î lün/Me fâ î lün

    3-            Med:"Uzatma" demektir. Yani iki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten birinci heceyi imaleden biraz daha uzun okumaktır. Bir ses sanatı olarak da kabul edilir. Bir sesi bir buçuk sese çıkartmadır.

    Ya bir nigâha dahi tab yok mu çeşminde

    O nâz haspası tâ berele bî-mecal midir (Nedim)

    Me fâ i lün/fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i lün

    Yâr hâli dilimi zâr bilüptür bilürem (Fuzüli)

    Dili zârımda ne kim var bilüptür bilürem.

    Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün

    4-            Zihaf: "Kısma" demektir. Aruzda, ölçü zorunluluğuyla Arapça ve Farsça sözcüklerdeki uzun bir heceyi kısa okumaktır. Bu da imale gibi güzel kullanılmadığında bir ölçü kusuru sayılır.

    Ol kadar âsûde âlem sâye-i adlinde kim

    Hâb-gâh eyler gazâle peh-lû-yı şîr-i neri

    fâ i lâ tün / fâ i lâ tün /fâ i lâ tün/fe i 1ün

    "âsî" sözcüğündeki "î" uzun hece kısa okunmuştur.

    5-            Kasr:"Kısa kesme, kısaltma" demektir. Aruzda uzun olan Arapça, Farsça bir sözcüğü "hafifleştirerek" okumaktır. Yani "mâh" yerine "meh", "şâh" yerine "şeh" "nigâh" yerine "nigeh" denmesi gibi.

    Ol şeh-suvâr-ı mülk-i saadet ki rahşına (Bak!)

    Mef û lü/fâ i lâ tü/me fâ î lü/fâ i 1ün

    Bu beyitte aslı uzun olan "şâh-süvâr" sözcüğü "şeh-süvâr" biçiminde kısaltılarak okunmaktadır.

    Divan edebiyatında şairler, İstanbul yerine Stanbul, Eflatun yerine Flâtun demişlerdir zaman zaman.

    Bu şehr-i Stanbul ki bîmisl-ü behâdur

    Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır.

    (Nedim)

    6-            Sekt-i Melih:Sözlük anlamı "güzel kesme, güzel durgunluktur. Yalnız mef u lü/me fâ i lün/fâ û 1ün kalıbında yapılır ki "mef û lü/me fâ i 1ün" parçalarındaki "-lü" ve "me-" açık hecelerinin birleşerek bir uzun hece oluşturmasıyla bir uyum kesikliği yaratmaktır. Bu durumda ölçü mef û lün/fâ i lün/fâ û 1ün kalıbına girer.

    Bir yoldu parıldayan gümüşten

    Mef û lü/me fâ i lün/fe û 1ün

    Gittik hahs açmadık dönüşten 

    Mef û lü/fâ i lün/fe û 1ün

    GECE (Yahya Kemal Beyatlı)

    (...)

    Mevsim sonu öyle bir zaman ki

    Gaîb bir mûsikiydi sanki

    Bu şiirin üçüncü beyitinde de sekt-i melîh vardır.

    Aruzun Tarihi Gelişimi

    Türk edebiyatında özellikle Cumhuriyet ve sonraki kuşak şairlerinden aruz ile şiir yazanların sayısı çok azdır. Bu dönemde Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hâşim şairlik hayatları boyunca aruzu bırakmamıştır.

    Serbest Şiir: Edebiyatta herhangi bir kural gözetilmeksizin yazılan şiirlerde ölçü, serbest olarak adlandırılır. Bu şiirler serbest olmasına rağmen bünyesinde belli bir ahenk ve ritim taşır. Serbest şiirlerde ölçü ve kafiye aranmaz. Bir şiirin serbest olduğunu anlamak için diğer ölçüler ile kıyaslarız. Hece ya da aruz ile yazılmayan bir şiir serbest ölçülü olarak nitelenir. Serbest ölçü ile şiir yazmak dışardan çok kolay görünebilir. Halbuki bir şiirde herhangi bir kurala ölçüye dayanmadan ahenk ve uyum yakalamak çok zordur.

    Serbest ölçü ile şiir yazma geleneği ilk defa Türk edebiyatında Milli edebiyat döneminde görülür. Özellikle Cumhuriyet döneminde Garipçiler şiiri tamamen ölçüsüz ve diğer kuralları dikkate almadan yazmışlardır.